Marmaris


 

Marmaris’e gelince unutulur her şey.

1.Yeniden başlama hevesi işler içine. Tüplü dalışa, balık tutmaya, kulaç atmaya, keşfetmeye, sabahları erkenden uyanmaya, gece ay ışığına ve hayata kaldığın yerden yeniden başlamaya. Tarih yanı başında. Enerji yanı başında. Meze, taze balık, tatlı, dondurma. Yenilenen sahil yolu, taş evlerden oluşan ve yeni baştan yaratılan kaleiçi evleri, kilometrelerce sahil şeridi, yepyeni restoranları, alışveriş için onlarca dünya markası, marinaları ve dünyanın her yerinden gelen konukları.

Burası Marmaris, şimdi yeniden başlama zamanı.!

 

Neredeyim


 

Gülümse, Marmaris’tesin.


Çünkü Marmaris; batısında Reşadiye Yarımadası ve Kerme Körfezi, kuzeyinde Ula, doğusunda Balan Dağı, Karadağ ve Günlük Tepeleri ve güneyinde Akdeniz ile çevrili Türkiye’nin en güzel sahil kasabalarından biri, Muğla’nın güzel ilçesidir. Körfezin önünde kıyıya ince bir dille bağlı olan Adaköy, onun önünde Bedir Adası, Keçi Adası ve Güvercin Adası bulunur. Kentin en eski kısmı, denize doğru uzanmış bir tepe üzerine kurulu olan Kale Mahallesidir. Marmaris daha sonra eteklere doğru ve kıyı boyunda gelişmiştir.

Denizle bütünleşen çam ormanlarına sahip muhteşem koylarıyla, dört tarafını çevreleyen Milli Parkı'yla, mavi bayrakla donatılmış plajları ve berrak deniziyle Marmaris Akdeniz ve Türkiye turizminin önemli merkezlerinden birisidir. Marmaris, Türkiye'nin güneybatı sahilinde Ege ve Akdeniz'in kesiştiği noktada Muğla iline bağlı bir liman kentidir. Turizm açısından Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Marmaris, Ege kıyılarının en büyük tatil yeri konumundadır.

Akdeniz iklimine sahip oluşu, kışın bile denize girme imkanı sağlarken, etrafını çepeçevre saran sık ve yüksek dağlar ile çam ormanları, dünyada ender görülen Günlük (Liquidamber Orientalis) ağaçları ve geniş yapraklı çınar ağaçları Marmaris'in yeşil dokusunu oluşturur.

 

Tarih


 

Tam olarak bilinmese de tarihi M.Ö. 3000’lere dayandığı sanılan güzel ve görkemli
Marmaris...

Antik çağda Rodos ve Mısır ticaret yollarını Anadolu’ya bağlayan Marmaris, önemli bir ticaret merkeziydi. Tarihteki ilk ismi Pyhskos olan Marmaris'teki ilk yerleşimin, Karia kavminin buraya göç etmesi ile bölgenin Kuzey’inde yer alan Asartepe Mevkii’nde başladığı sanılmaktadır. Bu kavimin bölgeye yerleşmesi ile Pyhskos adı, KAR’ın ülkesi anlamına gelen KARIA ismini alır.

Bölgede yapılacak gezilerde Karia, Rodos ve diğer ada uygarlıkları, MısırAsurİonPersMakedonRomaBizansSelçuklu ve Osmanlı Devleti medeniyetlerinin izlerini görmek mümkündür. 

Osmanlı döneminde Mimaras adını almış olan Marmaris, daha sonra uzunca bir süre Mermeris olarak anılmış ve nihayet Marmaris adını almıştır.

Ege ve Akdeniz kıyılarının bereketidir, bu bölgeyi sürekli olarak çekici kılan.

Marmaris zaman içinde pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü, önemli bir yerleşim yeridir.

Marmaris Tarihi

Marmaris Tarihi bakımından Ülkemizin en değerli yerlerinden biridir. Marmaris’in eski adı Physkos’tur. Marmaris Karia’nın liman kenti olarak gelişmiş. Antik kentten günümüze çok şey ulaşamadı, kimi kalıntıları kuzeydeki Asartepe’de görebilmeniz mümkün. Buradaki kalıntılar pek fazla değildir ve ancak arkeologları ilgilendirebilecek kadardır.

Marmaris’in bilinen tarihi M.Ö.900’lere kadar uzanmaktadır. Hellenistik dönemde belli bir süre için Seleukos egemenliğine, sonra sırasıyla Roma, Bizans, 13.yüzyılda Menteşoğulları egemenliğine girmiş. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman 1522’de fethediyor bu bölgeyi. Buradan da Rodos’a sefer düzenliyor ve aynı yıl ele geçiriyor. Marmaris’e,Osmanlılar döneminde Mimaras adı verilmiş, daha sonra Mermeris adıyla anılmış ve nihayet Marmaris adını almış.

 

Muğla Büyükşehir’in Marmaris ilçesi 1919-1921 arası kısa bir süre İtalyanların kontrolüne giriyor, ardından Cumhuriyet döneminde 80’li yıllara kadar balıkçı ve süngerci kasabası hüviyetinde kalıyor.

Marmaris ilçesinin sınırları içinde yer alan diğer antik kentler ise şunlardır :

Amos(Hisarönü-Turunç), Bybassos(Hisarönü), Kastabos (Hisarönü), Syma(Bayır köyü), Larymna(Bozburun), Thyssanos(Söğüt), Phoinix(Taşlıca), Loryma(Bozukkale), Kasara(Serçe limanı), Kedrai(Sedir adası), Euthena ve Amnistos(Karacasöğüt).

Physkos dahil tüm kentler, küçük Karia kentleri. Fakat Kedrai daha gelişkin. Diğerlerinin neredeyse tamamından bugüne ulaşan kalıntılar kale ve sur parçalarından fazlası değildir.

17.yüzyılda Muğla çevresini gezen Evliya Çelebi ünlü Seyahatname adlı yazıtında Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos Seferi öncesinde kalenin yaptırılması için emir verdiğinden ve kalenin sefer sırasında askeri üs olarak kullanıldığın dan söz eder.

Kaynakta, kalenin ana kaya üzerine dört tabyalı olarak inşa edildiği, düzgün taşlardan örülmüş 400 ayak duvarı olduğu, giriş kapısı üstünde bir kitabe, içerde dizdar, imam, kayyum ve nöbetçiler için birer oda bulunduğu söylenmektedir.

Marmaris’in günümüzdeki konumuna baktığımız zaman ülkemizdeki en çekici tatil yörelerimizden biri olduğunu görmekteyiz. Bu güzel ilçemize ulaşmak için en kısa yol olarak Dalaman Havaalanı bağlantılı bir seyahat planı öneririz. Dalaman Havaalanı şu anda Marmaris’e en yakın havalimanıdır. Yaz sezon boyunca Dalaman’a Avrupa’nın birçok ülkesinden charter seferleri düzenlenmektedir. Ayrıca yıl boyunca İstanbul, İzmir ve Ankara’dan yurtiçi uçuşlar da mevcuttur. İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya gibi birçok ilimizden yıl boyunca otobüs bulunmaktadır. Yine yaz sezonu boyunca Marmaris-Rodos arasında modern feribot seferleri bulunmaktadır.

Marmaris Coğrafi konumu nedeniyle Akdeniz ve Ege Denizinin kavuştuğu yerde, önemli bir liman ve sahil kentidir. Bu nedenle ilk çağdan günümüze kadar Ege ve Akdeniz arasında önemli bir geçiş noktası olmuştur. Gerek Marmaris’in gerekse çevresinin kıyı yapısının çok girintili çıkıntılı olması, iyi korunmuş koyları ve limanları bulunması bu bölgenin Asya, Avrupa ve Afrika arasında önemli bir bağlantı noktası olmasını sağlamıştır.

Yüzyıllar süren Karya tarihi içinde yer alan Marmaris ve çevresi, Rodos ve Mısır arasındaki ticari yol nedeniyle bir deniz üssü haline gelmiş, zaman zaman diğer Ege limanlarına rakip olabilmiştir. Hatta bu konumu yüzünden sahillerden uzak ve denize ulaşmak isteyen kentlerin istilalarıyla da karşı karşıya kalmıştır.

Tarihte Karya Bölgesi ve Dönemi

Karya bölgesi yaklaşık olarak bugünkü Muğla ilini kapsayan topraklar üzerindeydi diyebiliriz. Ancak bu bölgede Karya’lılardan önce hangi halkların yaşamış olduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bazı tarihçilere göre İÖ 2000’lerde ve belki de daha önceleri yaşayan Luviler bu bölgenin yerli halkıydı. Karya’lılarla Lelegler de bunlardan sayılır.
Karya’lılar güçlendikten sonra Finikelilerin egemenliğindeki Rodos adasını zorlu savaşlar sonunda ele geçirdiler. Daha sonra Delos dahil bütün ege adalarını fethettiler. (İÖ 3000) ve kısa bir sıra sonra da Girit’e ve Minos’a egemen oldular.
Karya’lıların bu egemenliği Minos kralı Mene zamanına kadar sürdü; ancak Mene uzun mücadeleler sonucunda Karya’lıları Girit topraklarından atmayı başardı. Karya’lılar adalardaki egemenliklerini bırakıp Anadolu yarımadasına döndükten sonra uzun bir süre toparlanamamış, çevredeki bazı halkların saldırısına uğramış, onların egemenlikleri altına girmiş, ancak yine de Marmaris’i ellerinde tutmayı başarmışlardır.

Karya Bölgesine İlk Gelenler

Bazı kaynaklara göre Karya’dan önce Finike diye adlandırılan Ege kıyılarına kimi göçebe kavimler yerleşmiştir. Marmaris’te Ege’ye kadar uzanan bu bölgeye egemen olan ve bu bölgeye Leleglerle birlikte yerleşen Sesif’in torunu Karisa Avr’ın adından dolayı yöreye Karisa adı verilmiştir. Yine bu yöreye bu kavimden daha üstün, başlarında sorguç, ellerinde iki kulplu kalkan olan başka bir kevmin de egemen olduğu bildirilmektedir. Bu kavim çok eskiden beri “Argos” ta egemen olan inakuos’un torunu Kar’ın başkanlığında buralara gelip yerleşmiştir. İşte bundan sonra bu yöre onun adıyla Karya olarak anılmaya başlanmıştır. (İÖ 3400)

Herodotos’a göreyse Karya’lılar kendilerinin Girit’ten geldiği söylentisini kabul etmezler ve her zaman anakara olan Karya’da yaşamış olduklarını, Karya’lı olarak bilindiklerini söylerler. Ünlü tarihçi Herodotos ve Homeros, Karya’lıların Milet ve Mikale dağı çevresinde toplandıklarını ve burada yerleşmiş olduklarını kabul ederler. Bu Karya kentleri Herodotos ve Homeros’un yaşadığı dönemde İyon birliği üyesi Yunan kentleriydi.

Mısırlılar ve İskitler Dönemi

Karya’da kısa bir süre hakim olan Mısırlıların egemenliğini İskit’lerin egemenliği izlemiştir. Yöreye egemen oldukları süre içinde İskitler çevrede dokuz kent kurmuşlar, sınırlarını Ege Denizi’nden Asur’luların sınırına kadar genişletmişlerdir. Başka bir kaynak İskit’lerden sonra Asur’luların bu bölgeye egemen olduklarını belirtir.

Karya’lılar Troya Savaşlarında

Asur egemenliğinden kurtulan Karya’lılar, Homeros’un uzun uzun anlattığı tahta atıyla ünlü Troya savaşlarına bazı Asyalı kavimler gibi asker göndererek katılmışlardır. Diğer bir rivayete göreyse İÖ 1209 yılında Troya’lıların savaşı kaybetmesi sonucunda Karya’lılar da mağluplar arasında yer almışlardır. Troya savaşından sonra Yunanistan’da meydana gelen huzursuzluk ve savaşlar nedeniyle Ege adalarına ve sahillerine bir takım yeni istilacılar gelmiş ve yeni koloniler kurmuşlardır.

Yeni Koloniler: Eolya’lılar, İyonya’lılar, Dorlar

Eolya’lılar

Bu yeni istila hareketini başlatan Eolya’lı Orest (İÖ 1124) Misya ve Karya’nın bir bölümüne egemen olmuştur.

İyonya’lılar

Eolya’lılardan sonra ikinci istila hareketi İyonya’lılar tarafından İÖ 1044 yıllarında ikinci koldan yapılmıştır. Birinci kol kralın oğlu Andruklos tarafından Efes yöresine ikinci kolsa Milet çevresine yerleşmiş ve böylece İyonya’lılar bölgede egemenliklerini kurmuşlardır.

Dorlar

Dorların istila hareketi ise zaman içinde Peloponnes’le diğer adalara ve kıyılara savaşsız bir şekilde olmuştur. Dorlar İÖ 1000 yıllarında Karya’nın güney yöresini, İstanköy ve Rodos adalarını egemenlikleri altına almışlardır. Yörede dokuz şehir kurmuşlar, bunlardan Knidos ve Halikarnassos en önemlileri olmuştur.

Karya-Lidya İlişkileri

Karya’lılarla Lidya’lıların oldukça eskiye dayanan bir yakınlıkları ve ilişkileri vardır; Lidya Karya’lı yöneticiler tarafından yönlendiriliyordu. Yine Lidya’lıların en görkemli dönemi olan Heraklitler döneminde orduda Anadolu’nun en savaşçı askerleri olarak tanınan ve at üzerinde savaşabilen Karya’lılar bulunuyordu.

Lidya Krallığı’nın Karya’lılara geçmesi konusunda çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birinde Lidya’daki Karya’lı askerler tarafından düzenlenen bir isyan içinde kraliçe Niza’nın da bulunduğu söylenir. Bu isyan sonunda Karya’lı Daskil oğlu Kigi Ladya’ya kral olunca Karya’lılarla birlik olup Lidya topraklarında bulunan İyonya’lıları bu topraklardan atmıştır. Bir Karya’lı anneden olan Lidya’lıların son kralı Krezüs döneminde Likya ve Kilikya dışında Karya ve Anadolu Lidya’lıların egemenliğine girmiştir.(İÖ 560)

Perslerin Lidya ve Karya’da Egemen Olması

Lidya kralı Krezüs İÖ 546 yılında Med kralı Kiros’a karşı koyamamış, 14 günlük bir kuşatma altında kaldığı Sart şehrinde Perslere teslim olmuştur. Lidya’yla birlikte Karya’nın da egemenliği Perslere geçmiştir. (İÖ 546).

Karya’da Satraplar Dönemi

Persler işgal ettikleri yerleri tayin ettikleri satraplarla yönetiyorlardı. Perslere vergi ödeyen bu satraplar egemenliklerini istedikleri gibi sürdürüyorlardı. Karya ve çevresinde henüz teslim olmamış kentler vardı. Pers kralı Karya satrabı Harpagos’u bunların üzerine yolladı. Bu kentlerden biri de Kaunos idi. Kaunos’lular savaşa hazır olduklarından büyük bir direniş gösterdilerse de işgale engel olamadılar. Karya’lılarsa o dönemde güçlü olmalarına rağmen hiç beklenmedik bir şekilde küçük birkaç direniş dışında teslim oldular.

Daryus ( Dara ya da Darius )

İÖ 525 yılında Mısır’ı zapt ederek Anadolu’ya dönen Pers kralı Kambis yolda ölünce onun yerini alan Ansan prensi Daryus ordunun başına geçerek yönetimi eline almıştı. Diğer taraftan Perslere karşı bir isyan hareketi başlatan ve Atina’yla Eritre’nin de yardımını alan Miletli Aristogoros ve beraberindekiler Sart’a girmiş, sarhoş olarak ellerindeki meşalelerle kenti ateşe vermiş, birçok bina ve tanrıça Kibele tapınağı da yakılıp yıkılmıştı. Pers kralı Sart’a yapılan bu hücumun haberini alınca Batı Anadolu’ya hareket etti. Damadı Daurises’i de bir ordunun başında komutan olarak isyancıların üzerine gönderdi. Daurises isyancıları, onların yardımcılarını ve Kıbrıs’lıları yenilgiye uğrattı. Bu başarıdan sonra Çanakkale’ye yöneldi ve burada beş kenti zaptetti. Yolda Karya’lılarla İyonya’lıların birlikte hareket ettiklerini öğrenince de Karya yönüne döndü. Marsyas (Çine Nehri ) üzerinde çok şiddetli bir şekilde başlayan savaş sonucunda Karya’lılar on bin, Persler ise iki bine yakın zayiat vermiştir.

Savaşı kaybeden Karya’lılar Labranda’ya çekildi. Yeni bir hareket şekli düşünürlerken Milet’lilerin savaş istediği haberi alındı. Karya’lılar tekrar savaşmayı göze aldılarsa da, bu kez daha fazla ölü verdiler. Savaş isteğinde bulunan Milet’liler de çok ağır bir darbe yediler. Karya’lılar egemenliklerine çok düşkün olduklarından yenilgilerine rağmen savaşmaktan yılmamışlardı. Pedasa yolu üzerinde yürümekte olan Pers kuvvetlerini tuzağa düşürmüş, Daurises Amorges, Sisimakos ve ordusunu perişan ettikten sonra geri çekilmişlerdi. Karya kralı Mausolos’un sağladığı bu başarı komşularınca sevinç ve övgüyle sevinç ve övgüyle karşılanmıştır.

Karya ve Herodotos

Karya’da tarih İÖ 484-420 yılları arasında yaşamış ünlü tarihçi Herodotos’un yazmış olduğu Karya tarihiyle başlar. Buna göre Persler döneminde Karya’nın ünlü krallar soyu, İran yanlısı ve bağımlısı Milasa kentinin beyi Hissaldomos’la başlamış, ölümüyle de Mausolos yönetimi ele almıştır.

I. Mausolos

I. Mausolos döneminde Karya’nın yönetim merkezi Milasa zengin mermer ocaklarına sahipti. Kent bu mermerleri yapılarda kullanıyor, mimari eserler meydana getiriyordu. Aynı zamanda çevre kentler de bunda yararlanıyor, hatta mermer ihraç ediliyordu. Milasa kenti bu sayede zengin olmuş ve refaha kavuşmuştu.

Ligdamis

Mausolos’un ölümünden sonra krallık Ligdamis’e geçti. Ligdamis pek başarılı olmasa da Karya’yı ortak bir yönetimde birleştirmeye çalıştı ve Perslerle ilişkileri yumuşatmayı başardı.

Artemisya
Ligdamis’in kızı Artemisya babasının ölümünden sonra onun yerine geçti (İÖ 480). Perslerle daha yakın bir dostluk kurdu. Pers kralı Sarhas’ın Atina ve Isparta’lılara karşı hazırlanan seferine kendi gemileriyle katıldı. Artemisya aklı ve kahramanlığıyla Serhas’ın taktiri ve güvenini kazandı.

Pisindel

İÖ 431-404 yılları arasında Pisindel’in krallığı döneminde Ispartalılarla Atinalılar arasındaki savaşta durumları kötü olan Atinalılar para bulmak ve yardım almak için on iki gemiyi Karya’ya göndermişlerdi. Fakat Menderes Ovası’nda Miyos kentine çıkıp ilerleyen ordunun büyük bir bölümü Karya’lılar tarafından yok edildi.

II. Ligdamis

Tarihçiler Ligdamis’in hükümdarlığı hakkında pek az bilgi verebilmişlerdir.

I. Ekotomni
Ligdamis’in ölümünden sonra İÖ 390 yıllarında Ekotomni’nin kral olduğu sanılıyor. İsyan eden Kıbrıs’lılara karşı savaşan Perslere yardım etmiş, Persler savaşı kazanınca Karya’nın da itibarı yükselmişti.
Ekotomni’nin II. Mausolos, İdriye ve Piksodoras adında üç oğluyla II Artemisya ve Ada adlarında iki kızı olmuştur.

II. Mausolos

Babası Ekotomni’nin (İÖ 377) ölmesiyle kral olmuştur. Karya’ya mutlu, parlak bir dönem yaşatmış, Halikarnassos’u (Bodrum) mimari ve sanat eserleriyle zenginleştirmiştir. II. Mausolos çok gayretli ve egemenliğe çok düşkündü. O çağın en üstün uygarlığı Helen uygarlığıydı. Mausolos da Karya’lıları Helenler gibi olmaya, onlara benzetmeye çalışmıştır. Ancak erken ölümü (İÖ 353) bu düşüncelerini gerçekleştirmesine olanak tanımamıştır.

II. Artemisya

Artemisya ve Mausolos, Ekotomni’nin çocuklarıydı. O dönemin Karya adetlerine göre iki kardeş birbirleriyle evlenebiliyordu. Artemisya da kardeşi Mausolos ile evlenmiş, Mausolos ölünce yönetime kendisi geçmişti. Bugün Londra müzesinde bulunan ve zamanın yedi harikasından biri olan Mausoleum’u (anıtmezar) çok sevdiği kocasının anısına kızlarıyla birlikte yaptırdı. Kendisi ölünce aynı yere gömüldü. (İÖ 351)

İdriye

II. Artemisya’nın ölümünden sonra kardeşi İdriye onun yerine başa geçip küçük kız kardeşi Ada ile evlendi. Perslere karşı uyumlu ve pasif bir politika yürüttü.

Ada

Kocası İdriye (İÖ 341) ölünce tahta geçti. Ancak dört yıllık bir hükümdarlıktan sonra kardeşi Piksodaros Perslerle anlaşıp yönetimi ele geçirdi ve Ada’yı sürgüne gönderdi. Ada Halikarnassos’u terk ederek Alinda kentine sığındı. Büyük İskender bu yıllarda Karya topraklarında hızla ilerliyor, Karya kentlerini teker teker fethediyordu. Halikarnassos da bunların arasındaydı. İskender buraya gelince dostu olan Ada’yı geri getirip, bütün Karya’nın yönetimini ona verdi.

Piksodaros

İdriye ölünce Piksodaros yönetimi ele alabilmek için kardeşi Ada’yı sürgün etmişti; fakat Piksodaros satraplık ünvanına sahip değildi. Bu nedenle Persler, Orontobates isminde birini yönetime yardımcı olarak gönderdi. Piksodaros istemeyerek yönetimdeki ortaklığı kabul etti. Piksodaros ölünce (İÖ 336) idare Persli Orontobates’e kaldı ve Orontobates satrap oldu.

Karya, Büyük İskender, Bergama ve Romalılar

İskender babasının ölümü olan İÖ 336 yılında yirmi yaşındayken kral olmuş, böylece gerek Asya, gerek Avrupa için yeni bir çağ başlamıştı. İÖ 334 yılında Makedon ve Yunanlılardan oluşan ordusuyla Çanakkale Boğazı’nı geçerek Troya’ya ulaştı. Şehrin doğusunda, Granikos Nehri civarında Karacabey’de Pers ordusuyla karşılaşıp, Daryus’u büyük bir yenilgiye uğratınca Anadolu’nun kapıları İskender’e açılmış oldu. Ülkenin büyük bir kısmı Ege sahilleriyle birlikte fethedildi.

Pers egemenliğine son darbe ise İÖ 331 de vuruldu.Daryus kaçarak kurtulabildi.Daryus’un hazinelerini ele geçiren İskender’e Hindistan’a ulaşacak yollar açılmış oluyordu. İskender 323 yılında, 33 yaşında Babil kentinde öldü. Generalleri fethedilmiş toprakları aralarında paylaşırken çıkan anlaşmazlık yüzünden birbirleriyle savaşmaya başladılar.Bu karışık dönemde Bergama kralı I. Attalos güneye doğru ilerleyerek Karya’nın tamamını işgal etti. İö 197 yılında V. Filip’le Romalılar arasındaki meydan savaşında Filip yenilince, Romalı komutan Asya’daki tüm Yunan şehirlerinin özgürlüklerine sahip olması gerektiğini söylemişti. Asya’ya yeni gelmiş Roma ordusu İÖ190 yılında Manisa’daki meydan savaşında Suriyeli Antiodios’u yenince Karya ve Likya’nın yönetimi Rodos’a verildi. Rodos’un kötü yönetimi İÖ 167’de Likya’lılar gibi Karya’lıların da ayaklanmasına neden oldu. Aynı zamanda Roma senatosu Karya ve Likya’nın bağımsızlıklarını ve özgürlüklerini kabul etti.

Bergama kralı III. Attalos İÖ 133’te krallığını Roma’ya miras bırakınca Anadolu’da Roma’nın varlığı kabul edilmiş oldu. Başarılı ve kimi zaman da başarısız süren Roma İmparatorluğu’nun Karya’daki egemenliği Bizans’ın doğuşuna kadar sürmüştür. İÖ birinci yüzyılda Roma’da iç savaşlar başlamıştı. İÖ 44’de Julius Cesar, İÖ 42’de Brutus ve Kassyus öldürüldü.

Bu tarihlerde Karya’da bulunan Antonius ve Cleopatra kış mevsimini geçirmek üzere Mısır’a dönmeye hazırlanırken Milas, Alabanda ve bazı kentler ünlü hatip Milaslı İbrea’nın kışkırtmasıyla Romalılara başkaldırarak muhafız kıtalarını yok etmişlerdi. Ancak sonradan Romalıların yeniden fethettiği Milas yakılmış, yıkılmış ve perişan edilmiş, Alabanda halkının da çoğu öldürülmüştür.

Tarihi kaynaklar Romalılar döneminde Anadolu’nun büyük bir yıkıma, zulüm ve işkenceye maruz kaldığını yazmaktadır. Karya da bu felaketin dışında kalamamıştır. Bu olayları izleyen dört yüzyıl Roma döneminin ikiye ayrılmasını hazırlayan ve Bizans dönemini başlatan yıllar olmuş ve İS 395 yılında Karya ve Likya tamamen Bizans yönetimine geçmiştir. Anadolu’nun bir bölümüyle Karya ve Likya 8. yüzyıl başında Harunurreşid tarafından işgal edilmiş, ancak 860’lı yıllarda yeniden Bizans devleti topraklarına katılmıştır.

1100 yıllarına doğru, Anadolu Selçukluları’nın Anadolu’da batıya doğru ilerlediklerini görüyoruz. O tarihten sonra bu topraklar Menteşe Beyliği kuruluncaya kadar Selçuklular’ın yönetiminde kalacaktır.

Menteşe Beyliği Dönemi

Menteşe Bey 1282 yılı yazında Aydın önlerine kadar ilerleyip uzun bir kuşatmadan sonra kentin kalesini fethetmiş ve sonra da Karya içlerine sarkmaya başlamıştır.Menteşe Bey tarafından Karya’nın tamamının fethi kaynaklara göre 1291’de tamamlanmıştır.Menteşe Bey ölünce yerine oğlu Mesut Bey geçmiştir.Mesut Bey 1300 yılında Rodos seferi için Marmaris liman ve kalesini üs olarak kullanmış,Rodos’u fethetmiş,ancak ömrünün sonlarında büyük bir Haçlı donanmasının 1309’da Rodos’u geri almasını önleyememiştir.

Menteşe Beyliği Sücaeddin Orhan Bey zamanında en parlak dönemini yaşamış ve Marmaris büyük bir liman kasabası haline gelmiştir.Orhan Bey’in ölümü üzerine Menteşe tahtına çıkan oğlu İbrahim Bey zamanında,Girit dukası Marino Morisini 1352 yılında Ayasuluk ve Balat limanlarını beyliğin elinden almış,ancak tedbirli davranan Marmaris,İbrahim Bey’in oğlu Hakim Gazi Ahmet Bey’in de yardımıyla kendini Girit dukalığına karşı koruyabilmiştir.Gazi Ahmet Bey liman ve kalenin onarılmasını sağlamış,1365 yılında Rodos’la Kıbrıs arasındaki deniz yoluna egemen olduktan sonra Marmaris daha da gelişip önem kazanmıştır.Gazi Ahmet Bey’in ölümünden sonra Menteşe Beyliği Sultan II.Murad tarafından 1424’de Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı Dönemi

Bu yeni dönemde Menteşe Beyliği’nin toprakları 1444’de II. Murad zamanında Saruhan ve Aydın’la birlikte yönetim şekli olarak ‘has’ haline getirilmiş,Marmaris ise Menteşe sancagına bağlı bir köy olarak kalmıştır.1517 yılındaysa yönetim Muğla tımarı olarak Hasan Nakari adlı şahsa verilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Akdeniz’de egemen olması için Rodos Adası’nın alınmasının gerekli olduğuna inanan Kanuni Sultan Süleyman 16 Haziran 1522 yılında yüz bin kişilik bir orduyla Üsküdar’dan hareket ederek kırk gün sonra 26 Temmuz Cumartesi günü Marmaris’e ulaşmıştır. Önce kaleyi dolaşan Kanuni,kaleyi küçük bulmuş ve daha büyük bir kale yapılmasını emretmiştir.Bu arada yakınlık duyduğu Sarıana’ya duasını almak için uğramış ve Sarıana Kanuni’ye Rodos’un alınacağını müjdelemiştir.

Rodos seferi nedeniyle Marmaris yeniden önem kazanmıştır.Liman kenti Marmaris sonraları Muğla mütesellimleri tarafından gönderilen voyvodalar tarafından yönetilmiştir.Bunu yönetimde yapılan değişiklik izlemiş ve kasaba Rodos’a bağlanmıştır.Marmaris’in yönetimiyse bir mütevelliye bırakılmıştır.1867’de Marmaris Muğla’ya bağlı bir ilçe haline getirilmiş ve bu tarihten sonra mülki yönetim için kaymakamlar atanmıştır.

I.Dünya Savaşın’da Marmaris

1913 yılında bir Alman gemisi Fransız kruvazörlerinin önünden kaçarak Marmaris limanına sığınmış, limanı koruyan Türk askerleri kendilerine sığınan bu Alman gemisini Fransızlara vermemişlerdir.Bunun üzerine Fransız gemileri Marmaris Boğazı’nı mayınlamışlarsa da kale komutanı ve görevlileri bu mayınları bir gecede toplamış ve zararsız hale getirmiştir.1914 yılının temmuz ve ağustos aylarında yine Fransız gemileri kaleyi topa tutmuş,büyük bir tahribat yapmışlardır.Karaya çıkan Fransız askerleri Türk kumandan ve askerlerinin kahramanca müdafaaları karşısında çekilip gitmişlerdir.

İstiklal Savaşı’nda Marmaris

Sevr Antlaşması’ndan sonra 29 Temmuz 1919’da İtalyanlar’la Yunanlılar gizli bir anlaşma yapmış,İtalyanlar Muğla ve Marmaris’i işgal etmişlerdi.Bu arada İtalyan kabinesi düşmüş,Dışişleri Bakanlığı’na da Kont Sforza getirilmişti.İtalya 22 Temmuz 1922’de Yunanistan’la önceki anlaşmasını tek taraflı olarak bozdu.Türklere yardıma dayanan yumuşak bir politika izledi.Bu nedenle Marmaris halkı İtalyan askerlerine karşı direnmemiş,İtalyanlar ise Yunan saldırısına karşı Türklere yardım etmişlerdir.İtalyan askerleri Marmaris’ten ayrılırken kalede şerefle dalgalanan Türk bayrağına saygı duruşunda bulunmuşlardır.

Marmaris’e dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından; deniz-kara ve havayolu ile kolaylıkla ulaşabilirsin.

 

Karayolu
Muğla üzerinden Gökova sapağını geçtiğinde, Marmaris’in meşhur ağaçlıklı yoluna girmen yeterli. Burada ki asırlık okaliptus ağaçlarının altındaki asfalt yolda araba sürmenin keyfi ise bambaşka. Marmaris’in Türkiye’nin belli başlı kentlerine uzaklığı ise şöyle: Ankara: 678 km., İstanbul: 836 km., Antalya: 369 km. ve İzmir: 281 km.
Havayolu
Eğer dünyanın herhangi bir yerinden Marmaris’e hava yolu ile geliyorsan;
en yakın havaalanı, Dalaman Uluslararası Hava Limanı. Dalaman Hava Limanı’nın, Marmaris’e uzaklığı 90 km. Bodrum-Milas havaalanı ise, 140 km. uzaklıkta.
Havaalanı – Şehir Merkezi
Havaalanından, Marmaris şehir merkezine, otobüs seferleri mevcut.
Ayrıca: taksilerle de ulaşmak mümkün.
Çevre Destinasyonlar
Marmaris ayrıca, Muğla’ya 56 km., Bodrum’a 173 km., Dalaman’a 88 km.,
Datça’ya 75 km., Gökova’ya ise sadece 32 km. uzaklıkta.

Nereleri gezmeliyim

Ülkemizin en büyük turizm merkezlerinden biri Marmaris: gerek merkezi ve gerekse çevresiyle, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

İklim uygun, nem oranı düşük, turistik tesisler muhteşem. Çevrede: gerek eğlence, gerek tarihi antik kalıntı ve gerekse deniz, güneş ve sukünet arayanlar için her türlü ortam mevcut.Bu da Marmaris’in bu kadar revaçta olmasına neden oluyor. Ayrıca: burada, diğer sayfiye yerlerinde olduğu gibi, çok sayıda yazlık konut var. Bu nedenle: yaz başlangıcında, doğal olarak buranın nüfusu, birden yükseliyor. Sokaklar doluyor, cafe'ler, meydanlar ve plajlar cıvıl cıvıl oluyor. İster şehir merkezinde dolaş, ister koyları ve tarihi keşfet; gezmeye değer hep bir yerler vardır Marmaris'te...

Kızkumu

Suyun üzerinde yürüyün!

Marmaris Orhaniye'de yer alan doğa harikası. Kıyıdan başlayıp denizin 650 metre içine kadar sokulan, genişliği en az 4-5 metre bir yoldur. Aslında kıyıyla bağlantılı bir deniz tepesidir. Yol boyunca su sadece ayak bileklerinize kadar gelir ama sağa sola birkaç adımdan fazlasını atarsanız suyun derinliği diz kapağınıza ulaşır.

Yolun oluşmasıyla ilgili çeşitli efsaneler vardır. En bilinenleri korsanlı olanlardır. Özellikle yakınlarda bulunan ve korsanları kontrol amaçlı yapılmış olan rodos şovalyelerinin kalesi korsanlı hikayeyi doğrular niteliktedir.

Benim en sevdiğim inanışsa bir kızcağızın sevdiğine kavuşmak için ömrü yettiğince karşı kıyıya geçebileceği bir yol yapmak amacıyla eteğinde kum taşıması şeklindedir. Zavallı kız yıllarca kum taşır ama ne yazık ki iki kıyıyı birleştirmek için çok az bir mesafe kala ölür, yol yarım kalır.

Marmaris Milli Parkı

Doğayla kucaklaşın

Ulaşım
Milli park Muğla iline 60 km uzaklıkta olup, E550 ve E400 devlet karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca deniz yoluyla ulaşım imkanına da sahiptir.

Alan
Milli park alanı Muğla ili, Marmaris ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Konum
Milli park alanı Muğla ili, Marmaris ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kuruluş
Milli park alanı Muğla ili, Marmaris ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kuruluşu : 1996
Alanı : 33.350 ha.
Konumu : Milli park alanı Muğla ili, Marmaris ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.
Ulaşım : Milli park Muğla iline 60 km uzaklıkta olup, E550 ve E400 devlet karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca deniz yoluyla ulaşım imkanına da sahiptir.

Milli Parkın orman formasyonunu kızılçam (Pinus Brutia) oluşturmakta. Endemik bir tür olan sığla ağacı sahanın belirli bölgelerinde toplanıyor. Vadi içlerinde kızılçam, meşe, çınar, servi ve kızılağaç birlikte güzel bir peyzaj oluşturuyor. Ayrıca pırnal meşesi, kemes meşesi, yabani zeytin, kocayemiş, tesbih, sumak, keçiboynuzu, menengiç, zakkum ve defne gibi ağaçcık formlu Akdeniz bitkileri de Milli Park alanında geniş alana dağılıyorlar.

Yaban Hayatı oldukça zengin. Özellikle Marmaris -Köyceğiz arasında bulunan yaban
keçilerinin yanı sıra ayı, karakulak,tilki, domuz, sincap, gelincik, oklu kirpi, vaşak, sansar, çakal vb. memeli hayvanlara da rastlanıyor. Bölgedeki kuş çeşitliliği de dikkat çekici. Kartal, doğan gibi türlerin yanında göçmen kuşların konakladığı geniş alanlar çeşitliliği artırıyor.

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi: Girintili çıkıntılı kıyıları ve koylarıyla yat turizmi yönünden de önemli bir potansiyele sahip bu bölge. Akdeniz bitki topluluğu elemanlarını tümünü bir arada görmenin mümkün olduğu bölgede, kzılçam ve günlük ormanları büyük bir değer taşıyor. Kaliteli orman örtüsü ise Gökova Körfezi’nin kuzey kıyısında Kıran dağları yamaçlarında yoğunluk kazanıyor. Azmaklarla beslenen Gökova ve çevre dağlar, zengin florayı barındırıyor. Bu bölge hayvan varlığı açısından da oldukça zengin. Özellikle Gökova Körfezi güney kesiminde yabani hayvan varlığı oldukça fazla.

Doğal bitki örtüsünü zeytin, kızılçam, sandal ağacı, badem gibi Akdeniz bitki türlerinin oluşturduğu bölgede, yöre halkı tarafından ekonomik amaçla doğadan toplanan kekik, adaçayı, defne yaprağı, keçi boynuzu gibi ürünlerin yanı sıra, seralardaki bitkilerin döllenmesinde kullanılan Bambus arıları ve nesli tükenmekte olan Dağ Keçisi (Capra Aegagrus) en önemli biyolojik zenginlik.

Bozburun yarımadası Özel Çevre Koruma Bölgesi: Ulaşım güçlüğü nedeniyle oldukça bakir kalmış bir bölge. Yerleşimlerin dışında kalan alanlar Kültür ve Doğal SİT olarak tanımlanmış. Datça ve Bozburun yerleşmeleri en büyük yerleşimler olarak çevresiyle birlikte geliştirilmiş. Datça ve çevresindeki kentsel sit alanları korunmuş, mimari tarz gözetilerek plan hükümleri buna göre oluşturulmuş.

Anıt ağaçları

Bölgede tescili yapılmış anıt ağaçlar şöyle; Marmaris Bayır’da Çınar, Servi Ağaçları, Marmaris Söğüt köyündeki Çınar Ağacı, Hisarönü Köyünde Çınar Ağacı.

Sulak alanlar

Doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, acı,tatlı veya tuzlu, denizlerin gel-git hareketlerinin çekilme devresinde 6 metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan bütün sular, bataklık, sazlık ve turbalıklar uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile sulak alan olarak tanımlanıyor.

Bölgedeki sulak alanlar: Gökova Bölgesi kıyı ve azmaklar sistemi, Akyaka Beldesi, Akçapınar ve Gökçe Köyleri sınırları içinde. Akbük azmakları sistemi , Akbük Koyunda. Hisarönü azmakları ise Hisarönü’nde.

Marmaris’in endemik bitki türleri

Bir yerde bulunan bitkiler listesi Flora, bitkilerin farklılaşma alanları çok özel ve sınırlı ise bubitki türleri de Endemik diye adlandırılıyor. Marmaris Milli parkı ve Gökova ve Datça- Bozburun Özel Çevre koruma bölgeleri endemik zenginliği barındırıyor.

Bir çırpıda sayılabilecek türler şöyle:

Onopordum caricum: Adını yörenin eski adından almış bir diken türü. Globularia dumulosa, Cyclamen trochopteranthum (Domuztopalağı), Campanula Fruticulosa (Çan çiçeği), Liquidambar Orientalis (Günlük ağacı). Ek olarak, Ada çayı, Sığır Kuyruğu, Dikenli Papatya, Yüksük Otu, daha önce sadece Girit Adası’nda endemik olarak bulunduğu sanılan yeni bir endemik hurma türü (Phoenix theoqhrasti) de sayılabilir.

Alanın jeolojik yapısı, peridodit ve kireçtaşları ile alüvyon ve yamaç molozlarından oluşmuştur. Sahanın kuzey-batısında mostra veren Kretase yaşlı mağmatik kayaların (peridodit) okside olması kızıl renkli görünümlere yol açmıştır. Kireçtaşları ise sahanın doğusunda geniş bir alanda mostra verirler. Kireçtaşı mostralarının batı kısmı tabakalı, doğu kısmı ise masif durumdadır.

Milli parkın orman formasyonunu kızılçam (Pinus brutia) oluşturmaktadır. Bununla birlikte endemik bir tür olan sığla ağacı (Liguidambar orientalis) sahanın belirli bölgelerinde yayılım gösterir. Sığla ağaçları derin, nemli ve ağır topraklı taban arazilerde yetişir. Vadi içerisinde ise kızılçam, meşe, çınar ve kızılağaç farklı, karışık ve etkileyici peyzaj değerlerini sunar. Ayrıca pırnal meşesi, kermes meşesi, yabani zeytin, kocayemiş, tesbih, sumak, keçiboynuzu, menengiç, zakkum ve defne gibi ağaçcık formlu Akdeniz bitkileri de milli parkta geniş bir yayılım gösterirler.

Milli park, yaban hayatı bakımından da oldukça zengindir. Özellikle Marmaris-Köyceğiz arasında bulunan ve nesli tükenmekte olan yaban keçilerinin yanı sıra ayı, karakulak, tilki, sincap, gelincik, porsuk, yaban domuzu, tavşan vb. memeli hayvanlara da rastlanılmaktadır.

Milli park sahasında; antik Physkos şehri (Marmaris), Amos (Hisarönü) şehri yer almakta olup, antik çağda bu bölge Karia Bölgesi olarak tanımlanmaktadır. Burada Rhodos kolonisi izleri görülmektedir. Amos’da bir tiyatro, tapınak ve bazı heykel kaidelerine rastlanılmaktadır. Bir Karia kenti olan Amos’un etrafı aynı dönemden kalma bir sur duvarı ile çevrilidir. Physkos (Physeus) antik kentinde ise Hellenistik çağda inşa edilmiş sur duvarları yer alır.

Görünecek Yerler

Bakir kıyılar, bitki ve hayvan topluluğu açısından zenginliği ile başta Cennet Adası ve diğer adalar görülmeye değerdir. Arkeolojik Physkos şehri, Amos şehri kalıntıları ve doğal peyzajın en güzel örneklerini ziyaretçilerin görmesi mümkündür.

Mevcut Hizmetler

Yöreye gelen ve doğa içerisinde bulunmaktan zevk duyan ziyaretçiler için sahil boylarında günübirlik ve kamp alanları mevcuttur. Marmaris, İçmeler yerleşim alanları tatil bölgesi milli parkın ziyaretçilerine konaklama imkanı sunmaktadır.

Yalancı Boğazı

Marmaris' in uzak bir köşesi var... Görünüşü boğazı andırıyor ama, buranın boğaz olup olmadığını anlamak biraz güç. İşte bu nedenle buraya "Yalancı Boğaz" deniyor.

Marmaris' in uzak bir köşesi var... Görünüşü boğazı andırıyor ama, buranın boğaz olup olmadığını anlamak biraz güçtür. İşte bu nedenle buraya "Yalancı Boğaz" deniyor. Yapılaşma henüz yok, doğası bakir, daha sakin, daha esintili, havası büyülü, gün batımı doyumsuz ve Marmaris' i tam karşıdan seyrediyor.

Cennet Adası

Cennet Adası, ada olarak tabir edilmesine karşın aslında bir yarımadadır. Nimara isimli yarımada ormanlarla kaplıdır. Cennet Adası, Marmaris koyunun hemen girişinde bulunmakta ve özellikle günübirlik tekne turlarının popüler uğrak yerlerindendir. Hemen hemen her tekne burada mola vermektedir.

Cennet Adası, ada olarak tabir edilmesine karşın aslında bir yarımadadır. Nimara isimli yarımada ormanlarla kaplıdır. Cennet Adası, Marmaris koyunun hemen girişinde bulunmakta ve özellikle günübirlik tekne turlarının popüler uğrak yerlerindendir. Hemen hemen her tekne burada mola vermektedir.

Cennet Adasına gitmek için isterseniz öncelikle 8 km. kadar bir yolculuktan sonra Yalancı Boğaz isimli bölgeye gelip daha sonra buradan Cennet Adasına doğru yürüyüş yapabilirsiniz. Güzel bir doğa yürüyüşü eşsiz bir fırsat. Yalancı Boğaz coğrafi yapısı itibarıyla boğazı andırmakta olduğundan bu ismi almış. Fırtınalı bir gecede mekanı boğaz zannederek gemisini sürüp karaya oturduğu rivayet edilen bir kaptanın hikayesine de dayanarak buraya Yalacı Boğaz adı verilmiş. Oldukça kayalık bir bölge. Aynı zaman yat ve gulet atölyeleri de mevcut.

Cennet Adasında manzara muhteşem. Ada çevresinde çok sayıda güzel restoran ve cafe bulunmakta. Cennet Adası yüzmek için de çok ideal. Adada sıkılmadan tam bir gün geçirebilirsiniz.

Armutalan

Marmaris’in hemen yanıbaşında, yeni otel, lokanta, oyun ve spor alanları ve eğlence yerleriyle gelişen turizm merkezidir Armutalan.

Marmaris’in hemen yanıbaşında, yeni otel, lokanta, oyun ve spor alanları ve eğlence yerleriyle gelişen turizm merkezidir Armutalan. Adını bir zamanlar bol olan armut ağaçlarından almış. Ulaşım çok kolay. Minibüsler düzenli sefer yapıyor. Ormanla çevrili belde, temizliği, sessizliği ve iyi çevre düzeniyle ziyaretçileri kendisine çekiyor.

Yeni yürüyüş yolunun bir bölümü Armutalan orman alanı içinde yer alıyor. Yürümek, bisiklete binmek, köpekle gezinti yapmak için gerekli alan ve parkur düzenlemesi yapıldı. Orman derinliklerinde keşif turu düzenlemek size kalmış. Kaya tırmanışı meraklıları için de uygun kayalık alana sahip.

İçmeler

Marmaris İçmeler ve çevresi doğal bir yapıya sahip olmakla birlikte tarihin yoğun olarak yaşandığı bir özelliğe sahiptir. İnsanlık tarihinin kalıntıları ile bir müzeyi andıran Marmaris İçmeler, birçok medeniyetin yaşadığı yerler arasındadır. Koyları ve adalarıyla dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağınız bu güzelliklerin mutlaka görülmesi gerekir. Marmaris İçmeler, büyük, temiz ve kullanışlı 6 km.lik sahil bandına sahiptir. Harika kumsalı ile Marmaris İçmeler Mavi Bayrak ödüllüdür. Plaj boyunca devam eden yaya yolu, sahil önündeki tesislerin canlı görünümü ile turistler için de gece gündüz vazgeçilmez bir gezi ve yürüyüş yolu haline gelmiştir. Spor yapanlar için ideal bir parkur oluşturan bu yürüyüş yolu insanların rahatça ve huzur içinde dolaşıp gezebileceği, ihtiyaçlarını karşılayabileceği yeterli bir alana sahiptir.
Marmaris İçmeler sahillerinde yapabileceğiniz birçok su sporu bulabilirsiniz. Sahilde kurulmuş rüzgar sörfü, su kayağı, jet ski, banana yaptıran okullardan birinde hem denizin keyfini hem de sporun tadını çıkartabilirsiniz. Konakladığınız Marmaris İçmeler otellerinden su sporları ile ilgili bilgiler alabilirsiniz. Sahilde bulunan dalış okullarından dalış dersleri alabilirsiniz.

Eğer balık tutma gibi hobiniz varsa yine doğru yerdesiniz. Çünkü otantik ahşap teknelerle, kaptanların organize ettiği balık avlarına katılabilir, yeni arkadaşlar edinebilirsiniz.
Maceracı bir kişiliğe sahipseniz jeep safari, rafting, trekking yapabilirsiniz. Hemen hemen bütün otellerde tenis kortu bulunmaktadır. Yeni başlamayı düşünenlere de tenis hocaları yardımcı olmaktadır. Marmaris İçmeler otellerinin ve cafelerin çoğunda bilardo masaları da bulunmaktadır.

Unutmadan, en güzel yerel mahsulleri bulabileceğiniz İçmeler Pazarı, her hafta çarşamba günü kurulur.

Gökova Körfezi

Gökova Körfezi, Marmaris'in 30 kilometre kuzeyinde bulunmaktadır. İstanbul ve İzmir istikametinden Marmaris'e gelenler Gökova Körfezini çok iyi bilirler.

Gökova Körfezi, Marmaris'in 30 kilometre kuzeyinde bulunmaktadır. İstanbul ve İzmir istikametinden Marmaris'e gelenler Gökova Körfezini çok iyi bilirler. Bölgenin yüksek rakımı ziyaretçilere muhteşem manzara ve doğal güzellikleri seyretme imkanı sunmakta. Marmaris'e giden her araç mutlaka Gökova tepelerinde mola verir ve bölgenin manzarasını seyreder.

Gökova Körfezi aynı zamanda eşsiz koyları ve tarihi ile mavi turların da popüler uğrak noktalarından biridir. Gökova sırtlarında deniz seviyesine doğru indikçe sizi karşılayacak ilk mekan meşhur Akyaka Köyü. Buraya uğramadan geçmeyin. Bölgede deniz biraz dalgalı ve bulanık ancak doğal güzellikleri görmeye değer. Akyaka özellikle yeşilin her tonunu barındıran ormanlarıyla ünlü. Akyaka Köyü'nde doğa yürüyüşü ve trekking başlıca tercih edilen aktivitelerden. Köyde ayrıca bot ve tekne kiralayarak çevre koylara geziler düzenleyebilir, toplu gezilere katılabilirsiniz.
Gökova ve çevresinde yeteri kadar otel ve pansiyon bulunmaktadır. Çevredeki nehir kenarlarında da çok sayıda restorana rastlamak mümkün.
Marmaris istikametinde yedinci kilometrede Çetibeli Köyü görülmeye değer. Burada güzel restoranlar mevcut. Doğa harika. Köyde satılan baldan almayı unutmayın.

Sedir Adası

Sedir Adası (Kleopatra Adası); Mavinin her tonundaki deniziyle ve Dünya üzerinde kolay kolay görülemeyecek bir özelliğe sahip olmasıyla önemli turizm bölgelerinden biri...

Mavinin her tonundaki deniziyle ve Dünya üzerinde kolay kolay görülemeyecek bir özelliğe sahip olmasıyla, Marmaris'in hatta Türkiye'nin en önemli turizm bölgelerinden biridir.
Binlerce sene önce Mısır Kraliçesi Kleopatra ve Roma İmparatoru Jül Sezar’ın Komutanlarından Marcus Antonius'un bu adada büyük bir aşk yaşadığına inanılır.

Yalnızca Dünya'nın iki yerinde varolduğu bilinen bu özel kumun diğer özellikleri de ateşte yanıyor, sodalı suda kendiliğinden çoğalıyor ve büyüteç altında incelendiğinde hareket ediyor olmasıdır. Karbonatlı çamurun bir çekirdek etrafında birikmesiyle oluşan kumların denize kattığı eşsiz güzellikteki renk de, Ada'nın görülmeye değer olan diğer özelliklerinden biridir. Kumların bir benzerinin de Kızıldeniz'de olduğu bilinmektedir.

Öyleki; özellikle yabancı turistler tarafından çok fazla ilgi gören kumun korunması amacıyla çeşitli önlemler de alınmaktadır.

Zeytin ağaçlarıyla kaplı Ada'da, doğal güzelliklerin yanı sıra Helenistik ve Roma dönemlerine ait antik tiyatro, agora ve antik liman kalıntıları da bulunuyor. Adada bulunan ve M.Ö. 1000'li yıllara dayandığı sanılan Dor, Pers ve Romalılardan kalma tarihi eserler ile antik tiyatro da turistlerin ilgisini çeken diğer etkenler arasında yer alıyor.

Selimiye

Muhteşem güzellikleriyle tüm ziyaretçilerine sonsuz imkanlar sunuyor...

Orhaniye’den kıyıyı izleyerek Bozburun’a yöneliyoruz. Yol geniş ve asfalt. Orhaniye’den 10, Turgut ayrımından 7 km sonra Selimiye’deyiz. Selimiye de Bodrum-Marmaris arasında seyreden mavi yolculuk teknelerinin uğrak yerlerinden biri. 
Köy yeşillikler içinde. Deniz suyu temiz ve genellikle durgun ama öyle aman aman bir kumsalı yok. İskele kenarında toplanmış küçük ama kaliteli lokantalar teknelere ve çevreden gelenlere hizmet veriyor. Menülerinde o gün tutulmuş taze balık var. Sonsuz bir sükunet hakim çevreye. Kalabalıktan uzak tatil yapmak isteyenlere duyurulur.
Selimiye çevresinde tarihi kalıntılara da rastlanıyor. Antik adı Hydas olan Selimiye çevresinde üç kale kalıntısı var. Biri Selimiye’nin en yüksek tepesinde, diğeri Sarıkaya tepesinde, sonuncusu ise Kızılköy Mahallesi’ndeki Aşarkale. Koyun güneydoğu tepelerindeki Helenistik dönem sur kalıntıları ziyaret ediliyor.
Kıyıdan 100 metre açıkta Selimiye’ye yaklaşan teknelere yol göstermek amacıyla inşa edilmiş gözetleme burcu, deniz feneri, manastır ve tiyatro kentin görülmeye değer diğer kalıntıları. Bölgedeki batıklardan çıkarılan kalıntılar ise Bodrum Sualtı Müzesi’nde sergileniyor.
Fırtınalı havalarda teknelerin sığındığı doğal liman olan Selimiye Koyu’nda plaj arıyorsanız eğer, 2 km ötedeki pırıl pırıl kumlu "sığ liman"a gidebilirsiniz. 
Konaklamak için otel ve pansiyonlar var.

Söğüt ve Saranda

Güneşe, denize ve yeşile doyacaksınız!

Söğüt köyüne Bozburun’dan ya da Bayır Köyü’nden ulaşılabilir. Söğüt Köyü, Bozburun yarımadasının uç ve biraz da sapa noktasında. Bu nedenle turizm trafiğinin önemli ölçüde dışında kalmış. Buna rağmen köy çarşısı oldukça canlı. Köylüler turizmin bilincinde, yardımcı olmaya çalışıyorlar, ilgi gösteriyorlar. Söğüt köyünün 1 km güneybatısında, okulun biraz arkasındaki tepecik üzerinde Thyssanos yerleşimi kalıntıları vardır. Kazı yapılmamış antik yerleşimde kalıntılar birkaç duvar parçasından, temel izlerinden ve tepenin arka yüzündeki duvar kalıntılarından ibaret. 
Köy denizden içeride kalıyor. Söğüt’ün denize açılan kapısı ise Saranda koyu.
Söğüt’e 3 km uzaklıktaki Saranda’ya inişte sizi etkileyici bir manzara karşılayacak. Sömbeki körfezi ve yeşillikler içinde Saranda koyu ayaklarınızın altında. İleride ve sisler içindeki büyük ada ise Yunanistan’ın Sömbeki (Simi) Adası. Özellikle günbatımında bu manzarayı doyasıya seyredin. Saranda bölgede keşfedilen yeni turizm merkezi. Saranda köylülerinin tek katlı taş ve biriket evleri, yeni sahiplerinin elinde bahçeli , havuzlu tatil evlerine ve butik otellere dönüşüyor. Marmarisli olmaya karar vermiş çeşitli uluslardan insanlar bu bölgede ev sahibi oluyorlar. Bahçelerde yapılan organik tarım, doğal ürünlerle beslenmeyi özlemiş insanları beldeye çekmekte etkili oluyor.

Bördübet

Marmarisin Hisarönü Köyüne bağlı olan Bördübet mevki muazzam bir doğa harikası!

Marmaris'in Hisarönü koyuna bağlı olan Bördübet Mevkii muazzam bir doğa harikasıdır.

Önce İçmeler'e gidilir, oradan da genişletilmis, asfaltlanmış, gıcır gıcır yapılmış Datça yoluna sapılır; git babam gittikten sonra Bördübet'e varılır. Amazon diye ucu ters yöne kıvrılmış bir tabela görüldükten sonra, toprak bir yola sapılır. Oradan da altı ile on kilometre kadar yol tepilir toz duman içinde. Yolla cebelleşen kişi siz değilseniz, maviden yeşile, yeşilden turkuaza dönen rengarenk denizi izleyip iç geçirebilirsiniz.

Doğal ortam; etrafta özgürce dolaşan kazlar, keçiler, ördeklerle kendini belli eder. Her iki yanı sazlarla kaplı bir dere yatağından geçilir, sonra açık denizde nazlı dalgalarla boğuşulur, Sonra karşı kıyıdaki plaja varılır.

Bördubet'te; tıpkı Orhaniye'ye de olduğu gibi koskocaman bir göle benzer deniz... Dar ve küçük bükler yoktur; kocaman, oval bir manzarayla karşılaşırsınız.

Orhaniye

Muğla ilinin Marmaris ilçesine bağlı köy.

Tarihi

Köyün Cumhuriyet öncesi ismi 'Gırvasıl' (Kır Vasil)'dır. Cumhuriyet döneminde ismi Türkçeleştirilerek Orhaniye olmuştur. Yunanistan'la yapılan mübadele öncesinde Rum'larla Türk'lerin beraber yaşadıkları bir köydür. Köy ve bölge Anadolu Selçukluları döneminde Memteşeoğulları isimli Türk Beyliği'nce Türk topraklarına katılmıştır.Bu beyliğin daha sonra Osmanlı devleti yönetimine girmesiyle de 1923 yılına kadar Osmanlı Devlet'nin yönetiminde kalmıştır.Cumhuriyetin kurulmasıyla da Türkiye Cumhuriyetinin bir parçası olmuştur. Köy ve bölge 1. Dünya Savaşı'ndan sonra belli bir süre (2-3 yıl) İtalya'nın işgaline uğramıştır. Köyde yaşayan halk göçebe Türkmen'lerin yerleşik hayata geçmiş olan torunlarıdır. Günümüzde ise turizmle beraber köye Türkiye'nin ve Dünya'nın bir çok yerinden gelen ve yerleşen; farklı dil konuşan ve dine inanan insanları görmek mümkündür.

Kültür

Köyde balık ve sebze ağırlıklı tipik bir Ege-Akdeniz mutfağı vardır. Egenin kültür özelliklerini burada gözlemlemek mümkündür.

Coğrafya

Köy Marmaris'inde yer aldığı ,Ege denizi ile Akdenizi birbirinden Bozburun yarım adasının üzerinde yer alır. Bu bölgenin yapısı kırılmalarla oluşmuştur.Aynı zamanda türkiyenin en dağlık bölgelerinden biridir.

İklim

Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir. Akdenizde çok görülen iğne yapraklı çamlar ve makiler doğal bitki örtüsünü oluşturur. İklim özelliğinden dolayı narenciye ve her türlü sebze meyve yetişir.

Ekonomi

Köyün ekonomisi arı yetiştiriçiliği (Marmaris'in meşhur çam balı üreticisi bir köy) ve turizme dayalıdır.Köyde yer alan 1 marina, 8 restaurant, 10 motel, 6 pansiyon, 3 villa motel, 4 marangoz atölyesi, demirci atölyesi, nalbur, marketler ve kahve haneler ekenomik hayatın taşıyıcılarıdır. Yazın yöreye gelen yerli ve yabancı turiste köy ürünleri satılmakta ve yöre sakinlerine katkısı bulunmaktadır.

Turgut

Bayır’a 9 km uzaklıktaki Turgut, turizm sayesinde gelişmeye başlamış bir köy. Turistlerin gruplar halinde gelip alışveriş ettikleri halı ve hediyelik eşya mağazaları, köyde büyük bir canlılık yaratmış. Turgut girişinde eli yüzü düzgün çok sayıda lokanta da hizmet veriyor.

Bayır’a 9 km uzaklıktaki Turgut, turizm sayesinde gelişmeye başlamış bir köy. Turistlerin gruplar halinde gelip alışveriş ettikleri halı ve hediyelik eşya mağazaları, köyde büyük bir canlılık yaratmış. Turgut girişinde eli yüzü düzgün çok sayıda lokanta da hizmet veriyor.
Bilhassa jiplerle yapılan safari turlarına katılanların vazgeçilmez uğrak yerlerinden olan Turgut Köyü’ndeki halıcılık uğraşı büyük şehirlerdeki faaliyetlerle yarışır durumda. Türkiye’nin hemen her yerinde dokunan halıların sergilenip satıldığı, ihracatın yapıldığı mağazalarda çalışanların büyük bölümü imalatla uğraşıyor. Alışveriş için gelen ziyaretçiler, halının dokunuşunun yanı sıra yünün nasıl iplik haline getirilip doğal kök boya ile boyandığını görebiliyorlar. Su dolu bir kazanın içine atılan kozalardan ipek halıların dokunduğu ipin elde edilişini de ilgiyle izliyorlar. Plajıyla, ipek ve yün halılarıyla turistlerin ilgisini çeken Turgut’taki restoranlarda deniz ürünlerinin yanı sıra köy yemeklerini de bulmak mümkün. Turizm, arıcılık, balıkçılık, hayvancılık ve tarımla uğraşan Turgut köylülerinin önemli üretimlerinden biri de yer fıstığı.
Turgut Köyü sınırları içindeki koylardan birinde antik çağ kalıntıları göze çarpıyor. Kalıntılar kıyıda bir bahçe duvarında, biraz içeride ise Ygeia kutsal alanını çevrelediği düşünülen temenos duvarında izlenebiliyor. Ve bu kalıntıların Hygassos antik kentçiğine ait olduğu sanılıyor.
Köy merkezinden şelaleye giden yolun üzerinde ise, yaklaşık bir kilometre mesafede sağ yamaçta, kolay fark edilemeyen antik bir yapı yer alır. Kısa bir süre önce arkeologlar bu yapının İÖ 3-4. yy’lara ait Diyagoras adında bir savaşçının anıt mezarı olduğunu belirlemişlerdir.

Kumlubük

Turunç’tan 6 km’lik bir yolla ulaşılan Kumlubük’e Marmaris’ten deniz yolu ile de ulaşabilmek mümkündür.

Turunç’tan 6 km’lik bir yolla ulaşılan Kumlubük’e Marmaris’ten deniz yolu ile de ulaşabilmek mümkündür. Yeşil ile mavinin iç içe girdiği yöre, temiz denizi ve harika kumu ile bölgenin en gözde plajlarından biridir.

İyilik Kayalıkları Arkeoloji Parkı

Marmaris yeni bir parka kavuştu. Bir arkeoloji parkı bu. Marmaris şehir merkezinde, İyilik Kayalıkları olarak bilinen 8 bin 342 metrekarelik alan ile tepe eteğindeki 2 bin 100 metrekarelik alan 1. derece SİT alanı kapsamına alındı ve İyilik Kayalıkları Arkeoloji Parkı olarak ziyarete açıldı.

Marmaris yeni bir parka kavuştu. Bir arkeoloji parkı bu. Marmaris şehir merkezinde, İyilik Kayalıkları olarak bilinen 8 bin 342 metrekarelik alan ile tepe eteğindeki 2 bin 100 metrekarelik alan 1. derece SİT alanı kapsamına alındı ve İyilik Kayalıkları Arkeoloji Parkı olarak ziyarete açıldı. Parkta MÖ 4. yy’a ait olduğu belirlenen arkeolojik kalıntılar sergileniyor. Marmaris yakın çevresinde Osmanlı dönemine tarihlenen başka eserler de var. Kemeraltı Mahallesi’ndeki İbrahim Ağa Camisi 1789’da, Muğla yolunun 10. km’sindeki Taşhan ve 1993 yılında selde yıkılan Kemerli Köprü ise 1552’de yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferine çıkmadan önce ziyaret ettiği kehanetleriyle ünlü Sarıana’nın türbesi aynı adlı mahallededir. Rivayete göre Rodos seferine hazırlanan koca Osmanlı ordusunun bütün askerleri Sarıana’nın tek ineğinin sütüyle kahvaltı yapmış.

İskele ve yat limanı çevresi

Marmaris Netsel Marina Güney Ege’nin en büyük ve modern yat limanıdır. 720 yat kapasiteli marinada, yatlara her türlü servis verilmektedir.

Marmaris Netsel Marina Güney Ege’nin en büyük ve modern yat limanıdır. 720 yat kapasiteli marinada, yatlara her türlü servis verilmektedir. Marina ile çarşı arasındaki Belediye rıhtımına ise Mavi Yolculuk ve günübirlik gezi tekneleri bağlanırlar.
Yat limanından Değirmençayı Deresi’ni takip ederek içeri yöneldiğinizde barlar sokağına çıkacaksınız. Her türlü müzik zevkine hitap eden barlar sağlı sollu bu sokakta sıralanır.

Çoğu eski Marmaris evlerinin restorasyonuyla dönüştürülmüştür bugünkü işlevlerine.Yüksek duvarlarla çevrili eğlence kompleksleri de açılmıştır bu bölgede son yıllarda. Eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürer. Rıhtım boyunca sıralanan bar ve lokantalar ise günbatımı öncesinde dolmaya başlar. Rıhtıma paralel ve dik inen sokaklar Marmaris’in gece yaşamının en renkli noktasını oluştururlar. Müziğin ve eğlencenin her türü vardır.
Eski kent devasa bir alışveriş merkezi gibidir. Araç trafiğine kapalı, üstü tentelerle örtülü sokaklara sıralanmış dükkanlar ve tezgahlar çok renkli bir görüntü oluştururlar. Alışveriş niyetiniz olmasa bile, bu sokaklarda dolaşmaktan keyif alacaksınız.

Şelale

Tekrar Bayırköy’e dönüyoruz. Bu defa aşağıya, Turgut Köyü’ne yöneliyoruz. Bayır’dan 5,5 km sonra sağda "Şelale" tabelasını göreceksiniz.

Tekrar Bayırköy’e dönüyoruz. Bu defa aşağıya, Turgut Köyü’ne yöneliyoruz. Bayır’dan 5,5 km sonra sağda "Şelale" tabelasını göreceksiniz. Yoldan 200 m içerideki "Şelale" mevkiine araçla gitmek mümkün. "Şelale", bildiğimiz o ulu şelalelerden değil. Vadi boyunca sık bir bitki örtüsü arasından akan ve yaz aylarında suyu iyice azalan bir derenin 3-4 metre yüksekten dökülmesiyle oluşmuş. Derenin suyu buz gibi. Mayonuz yanınızdaysa eğer, şelalenin yarattığı ve derinliği 2-3 metreyi bulan gölcükte yüzebilir, bunaltıcı sıcağın etkisinden kısa bir süre de olsa kurtulabilirsiniz.
Çevrede ve şelalenin yanıbaşında çardak lokantalar var. Köylü kadınların oracıkta pişirdikleri gözleme, yanında buz gibi ayran, soğuk duş ardından iyi gelecek. Dilerseniz alabalık, et veya tavuk da isteyebilirsiniz. Zaman ayırabilirseniz dere boyunca ve vadinin içerisine doğru yürüyüş yapabilirsiniz. Ama sık bitki örtüsünün zaman zaman yürüyüşü zorlaştırdığını unutmayın.

Çubucak ve İnbükü Orman Kampları

Marmaris’ten Datça’ya giderken 20. km’de Çubucak Ormaniçi kamp ve karavan alanını, 23. km’de solunuzda göreceğiniz derin bir yarın altında çamlar içinde güzel bir koyu (girişi biraz ileride ve otomobille sahile kadar inilebiliyor), 28. km’de de gene bir orman içi dinlenme yeri olan İnbükü’nü göreceksiniz

Marmaris’ten Datça’ya giderken 20. km’de Çubucak Ormaniçi kamp ve karavan alanını, 23. km’de solunuzda göreceğiniz derin bir yarın altında çamlar içinde güzel bir koyu (girişi biraz ileride ve otomobille sahile kadar inilebiliyor), 28. km’de de gene bir orman içi dinlenme yeri olan İnbükü’nü göreceksiniz. Temiz havalı, nisbeten serin ve denizi pırıl pırıl bu koylar otomobiliyle Datça’ya gidenler için uğranılabilecek güzel yerler. Yanınıza kumanyanızı alıp gürültüden, kalabalıktan uzak bir gün de geçirebilirsiniz. İnbükü’nde orman kampında bir şeyler yiyebileceğiniz bir büfe de var. Özellikle İnegöl köftesi tavsiye olunur. Tavuk, balık ve et de yiyebilirsiniz. Hepsi odun ateşinde pişiriliyor ve ayrı bir lezzet kazanıyor. Kampa girişte kişi ve araç için küçük bir para ödeyeceksiniz. Halkın Emel Sayın koyu adını verdiği koyda karavan veya çadırla kamp yapmak da mümkün. Sabahları da çevreye günübirlik gezi yapan motorlara binebilirsiniz. Gezi 10.00’da başlayıp 18.00’de sona eriyor. Kumanyalı veya kumanyasız olarak istediğiniz gibi katılabiliyorsunuz.

Çubucak: Hisarönü Çubucak mevkiinde yer alan "Rodos ticari amfora üretim atölyeleri" 1990 yılından bu yana, Ege Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ersin Doğer tarafından bilimsel kazılarla araştırılıyor.

Kazılarda 2500’ün üstünde mühürlü amfora kulpu bulunmuş. Bu mühürlü kulpların incelenmesi sonunda, Hieroteles isimli çömlekçinin 70 yıl boyunca üretim yaptığı, ayrıca 6 çömlekçinin daha çalıştığı belirlenmiştir.

Boncuk Koyu

Çamlı Köyü’nden devam eden yol 9 km sonra Boncuk’a ulaşır. Boncuk çevrenin çok sevilen koylarından biridir.

Çamlı Köyü’nden devam eden yol 9 km sonra Boncuk’a ulaşır. Boncuk çevrenin çok sevilen koylarından biridir. Suyu berrak ve dinlendiricidir. Sahilde düzenli dikilmiş palmiye ağaçları olan bir dinlenme tesisi bulunmaktadır. Yalnızlık ve sükunet arayanlar ve kayalık yerde yüzmeyi sevenler için çok elverişli bir koy. Tesisin hemen yanında bulunan küçük bir antik kalıntı tarih meraklıları için ilgi çekici. Boncuk koyu ile Karaburun arasındaki bölge, kumsal köpekbalıkları olarak tanımlanan ve boyları 2 metreye ulaşabilen köpekbalıklarının Akdeniz’de bilinen ve gözlem yapılabilen tek üreme sahası. İzlemek ve görüntülemek için özellikle Mayıs-Haziran aylarında koyda dalış turları yapılabilir.

Çamlı Köy

Çamlık İskelesinden 3 kilometre ötede ve Sedir Adası karşısındaki Çamlı Köy de Karya’nın antik yerleşim alanlarından biri olmalı.

Çamlık İskelesinden 3 kilometre ötede ve Sedir Adası karşısındaki Çamlı Köy de Karya’nın antik yerleşim alanlarından biri olmalı. Havası güzel, suyu temiz, manzarası hoş bir köşe. Tercih edilen bir sahil ve dinlenme yeri olarak tanınır.

Çamlık İskelesi

Marmaris-Muğla yolunun 12. kilometresinde sola ayrılan yol 6 kilometre sonra Gökova körfezi kıyılarına çıkar ve Çamlık iskelesine ulaşır.

Marmaris-Muğla yolunun 12. kilometresinde sola ayrılan yol 6 kilometre sonra Gökova körfezi kıyılarına çıkar ve Çamlık iskelesine ulaşır. Adından da anlaşıldığı gibi çamı bol bir alan. Sedir Adası’na giden teknelerin durak yeri. İskele meydanında bir büfe ve bir çay bahçesi ve ağaçlıklar arasında bir lokanta var.

Bedesten

Çarşı içindeki Tarihi Bedesten ise, eskiden olduğu gibi bugün de alışveriş merkezi olma özelliğini sürdürüyor.

Çarşı içindeki Tarihi Bedesten ise, eskiden olduğu gibi bugün de alışveriş merkezi olma özelliğini sürdürüyor. Alışverişi yapanlar ve satılan ürünler değişmiş sadece, her şey turistik olmuş. Bedesten aslına uygun olarak restore edilmiş. Ortaya üç katlı yekpare mermer havuz konmuş. 32 dükkan ve nargile ve Türk kahvesiyle her kesimden ziyaretçinin ilgisini çeken bir kafe yer alıyor.

Semt Pazarları

Marmaris’te geleneksel ürünlerin satıldığı pazar yeri ararsanız: her perşembe günü, Marmaris Belediyesinin modern Pazar binasında kurulan pazara gitmelisiniz.

Marmaris’te geleneksel ürünlerin satıldığı pazar yeri ararsanız: her Perşembe günü, Marmaris Belediyesinin modern Pazar binasında kurulan pazara gitmelisiniz.

Ayrıca: İçmeler’de Çarşamba, Armutalan’da Perşembe, Beldibin’de ise Pazar günleri, geleneksel pazarlar kuruluyor ve gerek yerli halkın ve gerekse turistlerin büyük ilgisini görüyor.
, bu pazar yerlerinde: Marmaris’in ünlü çam balı, yöresel el işi halı-kilim-dokuma ürünleri, her çeşit baharat ve şifalı otlar, hediyelikler, meyve-sebze satılıyor.

Marmaris’te ne satın alalım diye düşünürseniz; hiç düşünmeden, buraya özgü, “çam balı” alın. Gerçekten; çarşı içinde de, yalnızca “bal ve bal ürünleri” satan dükkanlar var. Bunlarda: her türlü bal ve bal ürünleri (polen gibi) bulmanız mümkün. Marmaris gezinizi tamamlarken, yanınızda mutlaka şehir içinden alacağınız “çam balı” bulunmalı.

Merkez (Eski Kent)

Marmaris’te kalenin de bulunduğu, eski kent: bir alışveriş merkezi gibidir.

Marmaris’te kalenin de bulunduğu, eski kent: bir alışveriş merkezi gibidir. Araç trafiğine kapalı, üstü tentelerle örtülü sokaklara sıralanmış dükkanlar ve tezgahlar, çok renkli bir görüntü oluşturur. Alışveriş niyetiniz olmasa bile, bu sokaklarda dolaşmaktan keyf alacaksınız.

Turunç

Turunç Ege' nin Akdeniz' e kavuştuğu bölgede, Türkiye' nin güneybatı ucundaki Bozburun Yarımadası' nın kuzey doğusunda küçük bir belde.

Turunç Ege'nin Akdeniz'e kavuştuğu bölgede, Türkiye'nin güneybatı ucundaki Bozburun Yarımadası'nın kuzey doğusunda küçük bir belde. Güney Ege'nin irili ufaklı adacıklar, fiyortlarla bezenmiş, yamaçları sandal ağaçları, zeytinlikler ve çam ormanlarının yeşil dokusuyla örtülü nefes kesici coğrafyasının en güzel koylarından biri olarak tanınıyor. Batıda 920 metrelik Palamut Tepesi, güneybatıda 817 metrelik Eren, güneyde ve kuzeydeki 350 şer metrelik Yumru ve Mersinli Tepelerinin oluşturduğu havza doğuda Ege Denizi'nin nefes kesici güzellikteki manzarasına açılıyor ve aşağıda, kapalı bir yay formunda Turunç Koyu'nu oluşturuyor. Marmaris Körfezi girişindeki Keçi adası, Aksaz Körfezi, Yılancık Adası, Ekincik Koyu, Dalyan Deltası ve İztuzu Plajı'nı izleyip Göcek'ten Fethiye'ye ulaşan kıyı şeridinin koy ve burunları ile arkalarındaki Gölgeli Dağlar'ın uzantıları, Turunç tepelerinden izlenebilen bu muhteşem manzaranın öğeleri. Marmaris Körfezi'nin dışında, açık denize bakan ilk koy oluyor Turunç. Karayoluyla 9 km uzaklıktaki İçmeler' e ve 19 km uzaklıktaki Marmaris merkezine ulaşım, düzenli şekilde karşılıklı sefer yapan minibüs ve dolmuş tekneleriyle sağlanıyor. Dalaman Havalimanı 110 km, Bodrum Havalimanı 170 km uzaklıkta.

Unutmadan, en güzel yerel mahsulleri bulabileceğiniz İçmeler Pazarı, her hafta cumartesi günü kurulur.

Hafza Sultan Kervansarayı

Kentteki bir Osmanlı yapısı da Hafza Sultan Kervansarayıdır.

Kentteki bir Osmanlı yapısı da Hafza Sultan Kervansarayıdır. Üzerindeki yazıttan 1545 yılında yapıldığı anlaşılıyor. Kaleyle eş zamanlı. Aslında yapımı 1545 yılında tamamlanan kervansaray, bugünkü halinden çok daha büyük ve daha kapsamlı işlevi düşünülerek yapılmıştır. Üzeri kemerlerle örtülü Kervansaray, kaleye çıkan dar ve basamaklı sokağın hemen girişindedir.

Günnücek Ormanı

Marmaris’in yaz sıcağından bunalırsanız Netsel Marina’yı geçip, Günnücek piknik alanına gidebilirsiniz.

Günnücek Ormanı

Marmaris’in yaz sıcağından bunalırsanız Netsel Marina’yı geçip, Günnücek piknik alanına gidebilirsiniz. Parfümcülükte kullanılan sığla yağının sağlandığı günlük ağaçları arasında yazın suyu çok azalan bir dere de bulunmaktadır. Piknik alanı orman idaresi tarafından düzenlenmiştir. Plaj ve kamp alanından yararlanabilirsiniz.

Hisarönü

Hisarönü, Muğla ilinin Marmaris ilçesine bağlı bir köyüdür.

Hisarönü

Tarihçe

Kastabos (Hisarönü), Marmaris-Datça yolundan Bozburun yönüne girildiğinde karşılaşılan Hisarönü köyü’nün güneydoğusundaki Eren dağı üzerindedir. Yöre halkının Pazarlık diye isimlendirdiği düzlükte Kastabos antik mabet-kenti bulunuyordu. Kastabos, Karia dilinden gelen “Tapınak Düzlüğü” anlamında bir sözcüktür. Aynı isimde Klikia ve Kappadokia’nın yakınındaki Lykaonia civarında iki kent daha bulunmaktadır. Kastabos’un bulunduğu yöreyi ilk kez 1886’da T.A.B. Spatt araştırmış ve bir mabetle karşılaşmıştır. Spatt bu mabedin Leto’la ait olduğunu ileri sürmüştür. Antik kaynaklarda ise Kastabos’un,Artemis mabedinden ötürü isminden söz etmektedir. George Bean’de Gölenye’de (İçmeler) gördüğü yazılı bir taş üzerinde Kastabos ismini okumuştur. Ayrıca Bybassos kentinde de Apollon’a şarkı söyleyen Hemithea’nın ismine rastlanmıştır. Bybassos da, Kastabos’a 1-2 km. uzaklıktadır. bu mabet ,Helenistik çağda İon nizamında yapılmıştır. Uzun kenarlarında 11’er, kısa kenarlarında da 6’şar sütun bulunmaktadır. İngiliz profesör cook.Tapınakla ilgili ayrıntılı çalısma yapmış aynızamanda bunuda kitaplaştırmıştır. (HEMITHEA TEMPEL)...

Kültür

Köy batı anadolu türkmen yörük karekteristiğini ağırlıklıca taşır.Son yıllarda köy cıddı göç almiştır.Neredeise Türkiyenin her yöresinden insan Hisarönünde yaşamaktadır.Ayrıca yabancı ulkelerdende yerleşen olmuştur.(Ingiltere,Almanya,Fransa,Rusya,İsviçre)...

Coğrafya

Hisarönü köyü Marmaris'e bağlı olup kentin güney batı yönünde yer alır.Köyün iki kumsalı bulunur .Bu kumsalların güneydoğu yönünde bulunananı Kerdime,güney batı yönündeki Limanbaşı olarak adlandırılır.

İklim

Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Nereleri gezmeliyim


 

Ülkemizin en büyük turizm merkezlerinden biri Marmaris: gerek merkezi ve gerekse çevresiyle, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

İklim uygun, nem oranı düşük, turistik tesisler muhteşem. Çevrede: gerek eğlence, gerek tarihi antik kalıntı ve gerekse deniz, güneş ve sukünet arayanlar için her türlü ortam mevcut.Bu da Marmaris’in bu kadar revaçta olmasına neden oluyor. Ayrıca: burada, diğer sayfiye yerlerinde olduğu gibi, çok sayıda yazlık konut var. Bu nedenle: yaz başlangıcında, doğal olarak buranın nüfusu, birden yükseliyor. Sokaklar doluyor, cafe'ler, meydanlar ve plajlar cıvıl cıvıl oluyor. İster şehir merkezinde dolaş, ister koyları ve tarihi keşfet; gezmeye değer hep bir yerler vardır Marmaris'te...

Kızkumu

Suyun üzerinde yürüyün!

Marmaris Orhaniye'de yer alan doğa harikası. Kıyıdan başlayıp denizin 650 metre içine kadar sokulan, genişliği en az 4-5 metre bir yoldur. Aslında kıyıyla bağlantılı bir deniz tepesidir. Yol boyunca su sadece ayak bileklerinize kadar gelir ama sağa sola birkaç adımdan fazlasını atarsanız suyun derinliği diz kapağınıza ulaşır.

Yolun oluşmasıyla ilgili çeşitli efsaneler vardır. En bilinenleri korsanlı olanlardır. Özellikle yakınlarda bulunan ve korsanları kontrol amaçlı yapılmış olan rodos şovalyelerinin kalesi korsanlı hikayeyi doğrular niteliktedir.


Benim en sevdiğim inanışsa bir kızcağızın sevdiğine kavuşmak için ömrü yettiğince karşı kıyıya geçebileceği bir yol yapmak amacıyla eteğinde kum taşıması şeklindedir. Zavallı kız yıllarca kum taşır ama ne yazık ki iki kıyıyı birleştirmek için çok az bir mesafe kala ölür, yol yarım kalır.

 
 

Marmaris Milli Parkı

Doğayla kucaklaşın

 

Kuruluşu : 1996
Alanı : 33.350 ha.
Konumu : Milli park alanı Muğla ili, Marmaris ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.
Ulaşım : Milli park Muğla iline 60 km uzaklıkta olup, E550 ve E400 devlet karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca deniz yoluyla ulaşım imkanına da sahiptir.

Milli Parkın orman formasyonunu kızılçam (Pinus Brutia) oluşturmakta. Endemik bir tür olan sığla ağacı sahanın belirli bölgelerinde toplanıyor. Vadi içlerinde kızılçam, meşe, çınar, servi ve kızılağaç birlikte güzel bir peyzaj oluşturuyor. Ayrıca pırnal meşesi, kemes meşesi, yabani zeytin, kocayemiş, tesbih, sumak, keçiboynuzu, menengiç, zakkum ve defne gibi ağaçcık formlu Akdeniz bitkileri de Milli Park alanında geniş alana dağılıyorlar.

Yaban Hayatı oldukça zengin. Özellikle Marmaris -Köyceğiz arasında bulunan yaban
keçilerinin yanı sıra ayı, karakulak,tilki, domuz, sincap, gelincik, oklu kirpi, vaşak, sansar, çakal vb. memeli hayvanlara da rastlanıyor. Bölgedeki kuş çeşitliliği de dikkat çekici. Kartal, doğan gibi türlerin yanında göçmen kuşların konakladığı geniş alanlar çeşitliliği artırıyor.

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi: Girintili çıkıntılı kıyıları ve koylarıyla yat turizmi yönünden de önemli bir potansiyele sahip bu bölge. Akdeniz bitki topluluğu elemanlarını tümünü bir arada görmenin mümkün olduğu bölgede, kzılçam ve günlük ormanları büyük bir değer taşıyor. Kaliteli orman örtüsü ise Gökova Körfezi’nin kuzey kıyısında Kıran dağları yamaçlarında yoğunluk kazanıyor. Azmaklarla beslenen Gökova ve çevre dağlar, zengin florayı barındırıyor. Bu bölge hayvan varlığı açısından da oldukça zengin. Özellikle Gökova Körfezi güney kesiminde yabani hayvan varlığı oldukça fazla.

Doğal bitki örtüsünü zeytin, kızılçam, sandal ağacı, badem gibi Akdeniz bitki türlerinin oluşturduğu bölgede, yöre halkı tarafından ekonomik amaçla doğadan toplanan kekik, adaçayı, defne yaprağı, keçi boynuzu gibi ürünlerin yanı sıra, seralardaki bitkilerin döllenmesinde kullanılan Bambus arıları ve nesli tükenmekte olan Dağ Keçisi (Capra Aegagrus) en önemli biyolojik zenginlik.

Bozburun yarımadası Özel Çevre Koruma Bölgesi: Ulaşım güçlüğü nedeniyle oldukça bakir kalmış bir bölge. Yerleşimlerin dışında kalan alanlar Kültür ve Doğal SİT olarak tanımlanmış. Datça ve Bozburun yerleşmeleri en büyük yerleşimler olarak çevresiyle birlikte geliştirilmiş. Datça ve çevresindeki kentsel sit alanları korunmuş, mimari tarz gözetilerek plan hükümleri buna göre oluşturulmuş.


Anıt ağaçları

Bölgede tescili yapılmış anıt ağaçlar şöyle; Marmaris Bayır’da Çınar, Servi Ağaçları, Marmaris Söğüt köyündeki Çınar Ağacı, Hisarönü Köyünde Çınar Ağacı.


Sulak alanlar

Doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, acı,tatlı veya tuzlu, denizlerin gel-git hareketlerinin çekilme devresinde 6 metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan bütün sular, bataklık, sazlık ve turbalıklar uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile sulak alan olarak tanımlanıyor.

Bölgedeki sulak alanlar: Gökova Bölgesi kıyı ve azmaklar sistemi, Akyaka Beldesi, Akçapınar ve Gökçe Köyleri sınırları içinde. Akbük azmakları sistemi , Akbük Koyunda. Hisarönü azmakları ise Hisarönü’nde.


Marmaris’in endemik bitki türleri

Bir yerde bulunan bitkiler listesi Flora, bitkilerin farklılaşma alanları çok özel ve sınırlı ise bubitki türleri de Endemik diye adlandırılıyor. Marmaris Milli parkı ve Gökova ve Datça- Bozburun Özel Çevre koruma bölgeleri endemik zenginliği barındırıyor.

Bir çırpıda sayılabilecek türler şöyle:

Onopordum caricum: Adını yörenin eski adından almış bir diken türü. Globularia dumulosa, Cyclamen trochopteranthum (Domuztopalağı), Campanula Fruticulosa (Çan çiçeği), Liquidambar Orientalis (Günlük ağacı). Ek olarak, Ada çayı, Sığır Kuyruğu, Dikenli Papatya, Yüksük Otu, daha önce sadece Girit Adası’nda endemik olarak bulunduğu sanılan yeni bir endemik hurma türü (Phoenix theoqhrasti) de sayılabilir.

Alanın jeolojik yapısı, peridodit ve kireçtaşları ile alüvyon ve yamaç molozlarından oluşmuştur. Sahanın kuzey-batısında mostra veren Kretase yaşlı mağmatik kayaların (peridodit) okside olması kızıl renkli görünümlere yol açmıştır. Kireçtaşları ise sahanın doğusunda geniş bir alanda mostra verirler. Kireçtaşı mostralarının batı kısmı tabakalı, doğu kısmı ise masif durumdadır.

Milli parkın orman formasyonunu kızılçam (Pinus brutia) oluşturmaktadır. Bununla birlikte endemik bir tür olan sığla ağacı (Liguidambar orientalis) sahanın belirli bölgelerinde yayılım gösterir. Sığla ağaçları derin, nemli ve ağır topraklı taban arazilerde yetişir. Vadi içerisinde ise kızılçam, meşe, çınar ve kızılağaç farklı, karışık ve etkileyici peyzaj değerlerini sunar. Ayrıca pırnal meşesi, kermes meşesi, yabani zeytin, kocayemiş, tesbih, sumak, keçiboynuzu, menengiç, zakkum ve defne gibi ağaçcık formlu Akdeniz bitkileri de milli parkta geniş bir yayılım gösterirler.

Milli park, yaban hayatı bakımından da oldukça zengindir. Özellikle Marmaris-Köyceğiz arasında bulunan ve nesli tükenmekte olan yaban keçilerinin yanı sıra ayı, karakulak, tilki, sincap, gelincik, porsuk, yaban domuzu, tavşan vb. memeli hayvanlara da rastlanılmaktadır.

Milli park sahasında; antik Physkos şehri (Marmaris), Amos (Hisarönü) şehri yer almakta olup, antik çağda bu bölge Karia Bölgesi olarak tanımlanmaktadır. Burada Rhodos kolonisi izleri görülmektedir. Amos’da bir tiyatro, tapınak ve bazı heykel kaidelerine rastlanılmaktadır. Bir Karia kenti olan Amos’un etrafı aynı dönemden kalma bir sur duvarı ile çevrilidir. Physkos (Physeus) antik kentinde ise Hellenistik çağda inşa edilmiş sur duvarları yer alır.


Görünecek Yerler 

Bakir kıyılar, bitki ve hayvan topluluğu açısından zenginliği ile başta Cennet Adası ve diğer adalar görülmeye değerdir. Arkeolojik Physkos şehri, Amos şehri kalıntıları ve doğal peyzajın en güzel örneklerini ziyaretçilerin görmesi mümkündür.


Mevcut Hizmetler

Yöreye gelen ve doğa içerisinde bulunmaktan zevk duyan ziyaretçiler için sahil boylarında günübirlik ve kamp alanları mevcuttur. Marmaris, İçmeler yerleşim alanları tatil bölgesi milli parkın ziyaretçilerine konaklama imkanı sunmaktadır.

 

Yalancı Boğazı

Marmaris' in uzak bir köşesi var... Görünüşü boğazı andırıyor ama, buranın boğaz olup olmadığını anlamak biraz güç. İşte bu nedenle buraya "Yalancı Boğaz" deniyor.

 
 

Marmaris' in uzak bir köşesi var... Görünüşü boğazı andırıyor ama, buranın boğaz olup olmadığını anlamak biraz güçtür. İşte bu nedenle buraya "Yalancı Boğaz" deniyor. Yapılaşma henüz yok, doğası bakir, daha sakin, daha esintili, havası büyülü, gün batımı doyumsuz ve Marmaris' i tam karşıdan seyrediyor. 
 
 

Cennet Adası

Cennet Adası, ada olarak tabir edilmesine karşın aslında bir yarımadadır. Nimara isimli yarımada ormanlarla kaplıdır. Cennet Adası, Marmaris koyunun hemen girişinde bulunmakta ve özellikle günübirlik tekne turlarının popüler uğrak yerlerindendir. Hemen hemen her tekne burada mola vermektedir.

 
 

Cennet Adası, ada olarak tabir edilmesine karşın aslında bir yarımadadır. Nimara isimli yarımada ormanlarla kaplıdır. Cennet Adası, Marmaris koyunun hemen girişinde bulunmakta ve özellikle günübirlik tekne turlarının popüler uğrak yerlerindendir. Hemen hemen her tekne burada mola vermektedir.


Cennet Adasına gitmek için isterseniz öncelikle 8 km. kadar bir yolculuktan sonra Yalancı Boğaz isimli bölgeye gelip daha sonra buradan Cennet Adasına doğru yürüyüş yapabilirsiniz. Güzel bir doğa yürüyüşü eşsiz bir fırsat. Yalancı Boğaz coğrafi yapısı itibarıyla boğazı andırmakta olduğundan bu ismi almış. Fırtınalı bir gecede mekanı boğaz zannederek gemisini sürüp karaya oturduğu rivayet edilen bir kaptanın hikayesine de dayanarak buraya Yalacı Boğaz adı verilmiş. Oldukça kayalık bir bölge. Aynı zaman yat ve gulet atölyeleri de mevcut.


Cennet Adasında manzara muhteşem. Ada çevresinde çok sayıda güzel restoran ve cafe bulunmakta. Cennet Adası yüzmek için de çok ideal. Adada sıkılmadan tam bir gün geçirebilirsiniz.

 

Armutalan

Marmaris’in hemen yanıbaşında, yeni otel, lokanta, oyun ve spor alanları ve eğlence yerleriyle gelişen turizm merkezidir Armutalan.

 
 

Marmaris’in hemen yanıbaşında, yeni otel, lokanta, oyun ve spor alanları ve eğlence yerleriyle gelişen turizm merkezidir Armutalan. Adını bir zamanlar bol olan armut ağaçlarından almış. Ulaşım çok kolay. Minibüsler düzenli sefer yapıyor. Ormanla çevrili belde, temizliği, sessizliği ve iyi çevre düzeniyle ziyaretçileri kendisine çekiyor.



Yeni yürüyüş yolunun bir bölümü Armutalan orman alanı içinde yer alıyor. Yürümek, bisiklete binmek, köpekle gezinti yapmak  için  gerekli alan ve parkur düzenlemesi yapıldı. Orman derinliklerinde keşif turu düzenlemek size kalmış. Kaya tırmanışı meraklıları için de uygun kayalık alana sahip.

 

İçmeler

 

 
 

Marmaris İçmeler ve çevresi doğal bir yapıya sahip olmakla birlikte tarihin yoğun olarak yaşandığı bir özelliğe sahiptir. İnsanlık tarihinin kalıntıları ile bir müzeyi andıran Marmaris İçmeler, birçok medeniyetin yaşadığı yerler arasındadır. Koyları ve adalarıyla dünyanın hiçbir yerinde rastlayamayacağınız bu güzelliklerin mutlaka görülmesi gerekir. Marmaris İçmeler, büyük, temiz ve kullanışlı 6 km.lik sahil bandına sahiptir. Harika kumsalı ile Marmaris İçmeler Mavi Bayrak ödüllüdür. Plaj boyunca devam eden yaya yolu, sahil önündeki tesislerin canlı görünümü ile turistler için de gece gündüz vazgeçilmez bir gezi ve yürüyüş yolu haline gelmiştir. Spor yapanlar için ideal bir parkur oluşturan bu yürüyüş yolu insanların rahatça ve huzur içinde dolaşıp gezebileceği, ihtiyaçlarını karşılayabileceği yeterli bir alana sahiptir.

Marmaris İçmeler sahillerinde yapabileceğiniz birçok su sporu bulabilirsiniz. Sahilde kurulmuş rüzgar sörfü, su kayağı, jet ski, banana yaptıran okullardan birinde hem denizin keyfini hem de sporun tadını çıkartabilirsiniz. Konakladığınız Marmaris İçmeler otellerinden su sporları ile ilgili bilgiler alabilirsiniz. Sahilde bulunan dalış okullarından dalış dersleri alabilirsiniz.

Eğer balık tutma gibi hobiniz varsa yine doğru yerdesiniz. Çünkü otantik ahşap teknelerle, kaptanların organize ettiği balık avlarına katılabilir, yeni arkadaşlar edinebilirsiniz.

Maceracı bir kişiliğe sahipseniz jeep safari, rafting, trekking yapa

Ne yemeliyim


 

Bol çeşidi ve rekabet seviyesi yüksek balı, özellikle de çam balı ile ünlüdür Marmaris.

Marmaris’te deniz ürünleri, fastfood, Türk ve dünya mutfakları (Çin, İtalyan, İngiliz ve Hint restoranları) üzerine uzmanlaşmış lokantalar için bol seçenek vardır. Balık iskele ve yat limanı çevresindeki lokantalarda, İçmeler, Turunç, Akyaka, Çiftlik, Orhaniye, Selimiye, Bozburun ve Söğüt Saranda Mahallesi’nde, Türk mutfağının çeşitleri çarşı çevresinde, uluslararası mutfak, pizza çeşitleri merkez, Armutalan ve İçmeler’de, köy mutfağı, gözleme, mantı çeşitleri, Çamlık, Bayır, Çiftlik, Turgut, Orhaniye çevresindeki yol üstü ve deniz kenarı lokantalarında yenir. Otellerin açık büfeleri de gerek yerel mutfak, gerekse uluslararası mutfaklar açısından zengindir.

 

 

Malzemeler

Oğlak kol kemiği

Bal

Zeytinyağı

Pirinç

Ciğer

Soğan

Kimyon

Tarçın

Kuşüzümü

Hazırlanışı
Bir oğlağın kol kısmı kaburgalı olarak alınır. Kasaba “sürhalık” dendiğinde hazırlanmış şekilde alırsanız daha rahat edersiniz. İçine biraz bal, zeytinyağı konularak bir gün et dinlendiriliyor. Ertesi gün iç pilav hazırlanıyor. Soğanı (kimileri koymayabilir) pirinçle kavurduktan sonra dilimlenmiş ciğer parçaları, kuşüzümü, kimyon, çok az da tarçın eklenerek iç pilav yapılıyor ancak yarı çiğ olarak bırakılıyor. İç pilavı kaburgaların arasına dolduruluyor, şişme payı bırakılarak dikiliyor. Üzerine salça ve zeytinyağı sürülerek fırına veriliyor. Fırında iki, üç saatte pişiyor. Karafırında daha lezzetli oluyor. Arada kendi yağı ile sıvanarak daha iyi pişmesi sağlanıyor. Fırından çıktıktan sonra afiyetle yeniyor.

 

 

 

Malzemeler
İribalık
Soğan
Domates
Patates
Havuç
Maydanoz
Sarımsak
Limon ekşisi veya koruk suyu
Karabiber
Tuz
Kimyon

Hazırlanışı
İri balığın (laos, sinarit, trança, iri kefal, iri mercan) kılçıksız lop etleri bir tepsinin dibine yerleştirilir. Para para (halka halka) doğranmış soğan, domates, patates, havuç bunların üzerine yerleştirilir. Tuz, karabiber isteğe göre eklenerek fırına verilir. Yedibaharlı fırında pişerken limon ekşisi veya koruk, sarımsak ve ince kıyılmış maydanoz ile sos yapılır. Servis yapılıp tabaklara konmadan önce bu sos dökülür, ardından afiyetle yenir.

 
 
 

Malzemeler
İç bağırsak
Pirinç
Kuşüzümü
Künar (Çam fıstığı)
Soğan
Tuz
Karabiber
Kimyon

Hazırlanışı
İnce bağırsak alınır, ters yüz edilerek iyice yıkandıktan sonra alt kısmından sıkıca bağlanır. Gaz lambasının cam kısmı ters çevrilerek bağırsağın üst kısmına geçirilir. Pirinç, kuşüzümü, künar, isteğe göre soğan, tuz, karabiber ve kimyon eklenerek hazırlanır. Çiğ olarak ahşap bir tokmak yardımı ile ters çevrilmiş camdan içeriye doğru bastırılır. Bağırsak kimi zaman kangal sucuk şeklinde, kimi zaman bütün olarak doldurulup derince bir tencerenin dibine yerleştirilir. Su eklenerek haşlandıktan sonra tereyağda kızartılarak afiyetle yenir. Tencerede kalan suyu ise, bayat ekmeklerin üzerine döküp, paça çorbası yaparak değerlendirilir.

 

 

Malzemeler
Toz şeker
Yumurta
Yağlı kağıt

Hazırlanışı
Önce yumurtanın beyazı sarısından ayrılır, sarısı ayrı bir yerde toplanır. Yumurtanın beyazı toz şeker eklenerek karışım katılaşana değin karıştırılır. Katılaşan bu karışım bir kaşık yardımı ile yağlı kağıdın üzerine minik minik damlatılarak fırına verilir. 30- 35 dakika sonra kabardığında fırından çıkarılır. Fırından çıktıktan sonra torba içine konduğunda kuru olur, dışarıda bırakıldığında ise sakızlı bir şekil alır.