Seydikemer İlçesi sınırları içerisinde geçmişten günümüze birçok uygarlığın izlerine rastlanmaktadır. Bunlar; Lukkalar, Likyalılar, Persler, Atinalılar, Romalılar, Araplar, Bizanslılar, Menteşeoğulları ve Osmanlılar şeklinde sıralanmaktadır. 

Seydikemer'in tarihi Likya tarihi ile başlamaktadır. Mellink tarafından Keratos-Semahüyük’te yapılan kazılarda Erken Bronz Çağı iskanı tespit edilmiştir (Akşit,1967:66). Arkeolojik ve filolojik veriler Likya’da M.Ö. 3. bin yılda iskan mevcudiyetini ispatlayacak niteliktedir (Akşit, 1967:67). Kentin tarihi geçmişi Korkut’un bulgularına göre (09.09.2014): günümüzden 11 000 yıl öncesine kadar gitmektedir. 

Likya ve Likyalıların kökeni konusunda;

“Likyalılar’ın kökeni eski devirlerde Yunan olmayan halkın yaşadığı Girit’ti. Europa’nın iki oğlu olan Sarpedon ve Minos tahtı ele geçirmek için mücadele etmişler ve galip gelen Minos, Sarpedon’u ve taraftarlarını ülkeden dışarı atmıştı. Sürülen grup, gemilere binip Asya’ya doğru hareket etmiş ve Milyaslar’ın topraklarına yerleşmişlerdi. Milyas, o zamanlar Solymler tarafından işgal edilen ve bugün Likyalılar’ın yaşadıkları ülkenin eski adıdır. Sarpedon'un krallığı zamanında isimleri Termiller diye bilinirdi. Şimdi bile komşuları Likyalılar için bu adı kullanırlar. Gelenekleri yönünden bazıları Giritliler’e, bazıları Karyalılar’a benzer. Fakat hiç kimseye benzemeyen bir töreleri vardır. O da babaları yerine analarının adını kullanmalarıdır. Bir Likyalı’ya kim olduğunu sorun, size adını annesinin, anneannesinin, büyük anneannesinin ve daha büyük anneannesinin ismini söyleyerek cevap verir. Hür bir kadının bir köleden çocuğu olursa yasal sayılır. Buna karşılık, toplum içinde ne kadar önemli bir yeri olursa olsun, hür bir erkekle bir yabancı kadının veya metresinin çocuğuna vatandaşlık hakkı tanınmaz”(Umar, 1999). 

Likya, Teke Yarımadası’nı kapsayan bir bölgedir. Likya’da ilk yerleşmeler M.Ö. 3. binyılın ikinci yarısında gerçekleşti. M.Ö. 2. binyılında bölgede Likyalıların ataları olduğu sanılan Lukkalar yaşamaktaydı. Lukkalar M.Ö. XIV-XII. yüzyıllar arasında Doğu Akdeniz’de korsanlıkları ile ün kazandılar. Hitit Devleti’nin Arzava’yı ele geçirmesinden sonra Likyalılar bu devletin yanında yer aldılar ve Kadeş Savaşı’na Hititlerin yandaşı olarak katıldılar (Güney, 2013:204). 

Hitit Devleti’nin yıkılmasından sonra Likya kent devletleri küçük birer güç olarak varlıklarını korudu. M.Ö. VII. yüzyılın ilk yarısında bölgedeki kentler dış saldırılara karşı birleşerek bir cumhuriyet yönetimi oluşturdular. 23 kentin delegelerinin bir araya geldiği “Likya Birliği” Likyalıları yönetmeye başladı. M.Ö. VI. yüzyıl ortalarından itibaren Anadolu’yu işgal eden Persler, Likya topraklarını ele geçirdiler (Güney, 2013:204). Bu olay tarihçiler tarafından şöyle anlatılır; “Harpagos ordusu Karia’dan sonra güneydoğuya doğru ilerledi. Xanthos Çayı vadisine indi. Burada Pers ordusuna göre çok daha az sayıda savaşçıdan oluşan Likyalılarla kanlı bir çatışma oldu. Likyalılar yiğitçe savaştılarsa da sayısal üstünlük karşısında yenildiler. Irmağın doğu kıyısında bu günkü Kınık kasabası bitişiğindeki tepecik üzerinde bulunan ülkenin en önemli kenti olan Xanthos’a kapandılar. Kadınlarını, çocuklarını ve değerli neleri varsa hepsini, kölelerini iç kaleye doldurup bu iç kaleyi her taraftan ateşe verdiler. Dönüp tekrar düşmana saldırdılar ve tümü dövüşerek öldü” (Karaağaç, 1999:22). 

Likya Bölgesi, M.Ö. 334’te İskender tarafından alındı. Onun ölümünden sonra generallerince kurulmuş olan devletler arasında birkaç kez el değiştiren Likya, M.Ö. 190’da Romalılar tarafından Rodos egemenliğine verildi. M.Ö. 167’de tam anlamıyla birliğin sağlandığı Likya, Romalıların ayrıcalık tanımasıyla özgürlüğüne kavuştu. M.Ö. I. yüzyılın ortalarında Likya’nın Olympos (Çıralı) ve Phaselis (Tekirova) kentlerinde üstlenen korsanlar bölgeyi yağmaladılar. Bunun üzerine Roma İmparatoru Kilikya Eyaletini kurarak bölgeyi buraya bağladı (Güney, 2013:204). Daha sonra M.S. 42-43 yıllarında imparator Claudius tarafından Provincia Lycia adı ile eyalet haline getirildi. Söz konusu eyalet M.S. 72-73 yıllarında imparator Vespasianus tarafından Provincia Pamphylia eyaleti ile birleştirilerek Likya ve Pamfilya Eyaleti oluşturuldu. 

Likya, M.S. 141 yılında meydana gelen depremle büyük ölçüde tahrip olmuştur. Likyalı zenginler ile Roma imparatorlarının bazılarının yardımları ile Likya şehirleri tekrar önceki hallerine dönüşmüştür. Bir süre zengin ve müreffeh olarak yaşayan Likya şehirleri, 240 yılındaki deprem ve korsan saldırıları ile yavaş yavaş canlılığını kaybetmeye başlamıştır (Günday, 1997:6). 

Likya uygarlığı kendine özgü mezar yapım teknikleri, lahitleri ve tahıl ambarları ile dikkati çeker. Kayalar içinde oyulmuş oda mezarları ya da tahta evleri takliden meydana getirilmiş lahit mezarların yanında 3-4 m yüksekliğinde yekpare bir taş kaide üzerinde dış duvarları kabartmalarla süslü mezar odası ve onun üzerinde aslan ya da insan heykeli taşıyan bir kapak taşından meydana gelen “kule” ya da “ paye mezarları” yapılmıştır. Bunların en karakteristik örneklerine Xanthos (Kınık)’ta rastlanmıştır (Mansel, 2011:368; Aktaran: Karaağaç, 1999:24), Ayrıca Likya Bölgesi’nde servi ve sedir ağaçlarının varlığı, burada yaşayanların ağaç katranı elde etmesine, kullanmasına hatta Akdeniz, Ege Havzası’na satmalarına yol açmıştır. Ticaret gemilerinde de çivisiz geçme yöntemini kullanmışlardır (Güney, 2013:204). 

Likya Bölgesi, Romalılar döneminde Anadolu’daki Asia eyaletine katılmış, M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Bizans İmparatorluğu’na bağlanmıştır. M.S. 6. ve 8. yüzyılları arasında yaklaşık 200 yıl süren veba salgınının ardından bir daha kendisini toparlayamamıştır. Bizanslılar Abbasi hükümdarı Harun Reşit’e vergi vermeyince, Harun Reşit Likya’yı almıştır. 862 yılına kadar Abbasilerin elinde kalan bölge, bu tarihten itibaren tekrar Bizanslıların eline geçmiştir. 1092 yılında ise Anadolu Selçuklu Devleti’nin sınırlarına dahil olmuştur. 1243 yılında Anadolu Selçuklu birliğinin bozulması ile Anadolu’nun farklı yerlerinde beylikler kuruldu. Bunlardan biriside Menteşe Oğulları Beyliği idi. 1282 yılında beyliğe ismini veren Menteşe Bey Fethiye’yi fethederken ölmüş ve Fethiye’ye gömülmüştür (Günday, 1997:27: Karaağaç, 1999:30). Menteşe Beyliği, Karya’nın tamamı ile Likya’nın bir kısmını yani bugünkü Finike taraflarını Hamitoğulları Beyliği’ne geçinceye kadar idarelerinde tutmuşlardır (Uzunçarşılı, 1988: 71). 

Menteşe, 1424 yılında Anadolu Eyaleti’nin bir sancağı oldu. 1811 yılında Aydın Eyaletine, 1850’de İzmir, 1864’te tekrar Aydın eyaletine bağlandı. Cumhuriyet kurulduktan sonra Menteşe adı Muğla olarak değiştirildi (Günday, 1997:27-29). 

Seydikemer ilçe merkezi olarak bilinen Kemer’in tarihi XIX. yüzyıla kadar dayanır. Daha sonra nahiye merkezi haline dönüşen yerleşme, 1990 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile belediye örgütüne kavuşur. 2012 yılına kadar 28 köyü bünyesinde taşıyan Kemer, 12.11.2012 tarih ve 6360 nolu Bakanlar Kurulu kararı ile ilçe statüsüne kavuşmuştur. Bu kararın 6 Aralık 2012 tarih ve 28 489 sayılı resmi gazetede yayınlanması ile resmiyet kazanmıştır. Bugün 4’ü merkez olmak üzere 61 mahallenin bağlı bulunduğu bir ilçe konumundadır.

Kaynak :

İlçemiz Seydikemer
Dr. Recep BOZYİĞİT

 

Seydikemer İlçesi, Akdeniz Bölgesi’nin Antalya Bölümü’nde, Muğla il sınırları içinde yer almaktadır. İlçenin kuzeybatısında, Çameli, kuzeyinde Altınyayla, kuzeydoğusunda Korkuteli ve Elmalı; güneydoğusunda Kaş, güneyinde Akdeniz ve batısında da Fethiye İlçesi yer alır. İlçe, 36º 17ʹ - 37º 02ʹ kuzey enlemleri ile 29º 07ʹ 29º 48ʹ doğu boylamları arasında, 2028,37 km² yüz ölçüme sahiptir. 

Seydikemer İlçesi’nin en yüksek kesimleri kuzeyinde ve doğusunda bulunmaktadır. Kuzeyinde Boncuk Dağları’nın bir devamı olan Kelebekli Dağı, doğusunda Erendağ ile Akdağ dikkat çeken yükseltilerdir. Güneybatı kesimde Almacık Dağı yer almaktadır. 

İlçe sahası dağ, plato, ova ve kıyı kesiminden oluşmaktadır. En yüksek yeri doğudaki Akdağlar üzerindeki Uyluk T (3024 m); en alçak yeri ise, güneydeki delta ovası boyunca uzanan kıyı bölgesidir. 



Seydikemer harita

Kaynak :

İlçemiz Seydikemer
Dr. Recep BOZYİĞİT

 

Nüfus :2014 yılında 58 771 olarak belirlenmiştir.
Tarım :Seydikemer’de tarım arazisinin kullanımında tarla bitkilerinin %51,42’lik oranla en fazla alana sahiptir. Bunu sırasıyla: meyvecilik (% 19,03), nadas (%18,96), sebzecilik (% 7,04), örtü altı yetiştiricilik (% 2,57), tarıma elverişli olup kullanılmayan arazi (% 0,96) ve süs bitkileri (% 0,001) takip eder.
Turizm :Seydikemer İlçesi, tarihi ve doğal güzellikleri bünyesinde barındırmaktadır.

Bunlardan bazıları şunlardır;
  • Tlos
  • Letoon
  • Pınara
  • Araxa antik kentleri
  • Urluca Köprüsü
  • Seki Tekke Camii
  • Saklıkent Kanyonu
  • Karanlıkdere Kanyonu
  • Yaka Köyü
  • Girmeler Kaplıcası
  • Özlen kumsalı

 

Kaynak :

İlçemiz Seydikemer
Dr. Recep BOZYİĞİT

Turizm faliyetleri

* Kış Turizmi ( Seki Erendağı Kayak Merkezi )
* Yayla Turizmi ( Seki - Girdev Yaylası )
* Mağara Turizmi ( Girmeler Kaplıcası )
* Av Turizmi ( Seki Yaylası )
* Akarsu - Rafting Turizmi ( Saklıkent - Eşen Çayı )
* Kuş Gözlemciliği ( Girdev Yaylası )
* İnanç Turizmi ( Çaltılar Höyüğü, Tloss, Araxa, Oenoanda, Cadianda, Pınara, Sdyma ve Letoon Antik Kenti )
* Sağlık ve Termal Turizmi
* Gençlik Turizmi ( Saklıkent - Safari Turları )
* Botanik Turizmi 

Seydikemer

Seydikemer, yurdumuzun güneybatı bölgesinde yer alan bir güzellikler diyarıdır. Önceleri Fethiye'ye bağlı bir belde olsa da genişliği, nüfusu ve zenginlikleriyle bir ilçe potansiyeline sahip olduğu bilinmekteydi. Nitekim bundan dolayı bugün bir ilçe olarak Türkiye idari birimleri arasında yerini almıştır. Seydikemer, çalışkan, sadık , örnek insan ve örnek vatandaşlar yurdudur. Allah bu insanlara çok güzel bir memleket bahşetmiş. Onlar da bu lütfu lâyıkıyla işleyerek hem kendileri hem de bütün insanlığın insanca yaşamasına katkıya dönüştürmüşlerdir.
Antik çağlardan beri Likyalılar, Persler, Mısırlılar ve Romalıların hüküm sürmesinden sonra 1282 yılında Menteşe Beyliğine, 1424 yılında ise Osmanlı İmparatorluğu'na dahil olan Seydikemer İlçemizde bir çok medeniyete ait kültürel varlıklar mevcuttur. İlçemizde ziyarete açık 3 Örenyeri, yanında çok sayıda arkeolojik - doğal - kentsel ve tarihi sit (Tlos, Letoon, Pınara, Sidyma) alanları ile sivil mimarlık örnekleri bulunmaktadır. Dünya mirası listesinde Letoon (Seydikemer) 1988 yılında dahil edilmiştir.
İlçemiz adını tarihi Kemer Köprüsü'nden almaktadır. Kemer Nahiyesi 1915 yılında Bucak Müdürlüğü Merkezi kurulmuş, 1946 yılında Seydiler'den ayrılarak köy olmuştur. Seydikemer, Fethiye İlçesinin Kemer Beldesi iken 6360 sayılı Kanun ile 02.09.2013 tarihinde Kaymakam Muammer KÖKEN'in göreve başlaması ile birlikte ilçe statüsüne girmiştir.
Doğa güzellikleri ve zenginlikleri ile olduğu kadar da tarihi ve turistik önemiyle dikkat çeken Seydikemer İlçesi güneyde Eşen Çayının Akdeniz'e döküldüğü Çayağzı, Akdeniz ve Kaş ilçesi, Batıda Fethiye İlçesi, Doğuda Korkuteli ve Elmalı İlçeleri, Kuzeyinde Altınyayla ve Gölhisar İlçeleriye çevrili olarak, Akdeniz Bölgesi içinde kalan bir ilçedir.
Dört mevsim boyunca tarımsal ve hayvansal ürünleri ile tüketim değil üretim merkezi bir ilçedir. Yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanları Saklıkent Kanyonu, Eren Dağı Kayak Merkezi İlçemiz sınırları içerisindedir. Önemli yaylaları Seki yaylası ile Girdev yaylasıdır. Önemli Akarsuyu Eşen Çayı, en yüksek dağı Akdağ'dır. Önemli ovası Eşen Ovasıdır. Karakteristik Akdeniz ikliminin görüldüğü İlçemizde; yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. İlçemizin 2/3 ü ormanlık ve makilerle kaplıdır

Seydikemer İlçesi Kaynakçası

A- A+
Homeros Zamanından Günümüze Xanthos Vadisi Ve Seydikemer

Muğla İli’nin güney doğusundaki geniş bir bölgeyi kapsayan Seydikemer İlçesi’nin kuruluş hikayesi çok yenidir. Daha önce Fethiye’ye bağlı bir belde olan Kemer, 2012 yılında çıkarılan bir kanunla Seydikemer İlçesi’ne dönüştürülmüştür. Seydikemer’in ilçe merkezi Antik Çağ’lardan beri bilinen “Xanthos Vadisi”nin tam ortasında yer almaktadır. Tarihi ve doğal zenginlikleriyle öne çıkan ve oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmış ilçenin komşuları arasında güneyde Kaş, doğuda Elmalı, kuzeyde Çameli ve Altınyayla, batı yönde ise Fethiye ilçe yerleşimleri bulunmaktadır. Antik Çağ’larda Kragos olarak adlandırılan Akdağlar’ın yüksek platolarında kurulu yaylalar ve bu dağ silsilesinin batı yamaçlarındaki sulak yerleşim alanları yılın dört mevsiminde ilçeye önemli bir hareketlilik sağlamaktadır. Diğer yandan Seydikemer’in doğal zenginlikleri arasında yer alan Saklıkent Kanyonu bölgede en çok ziyaretçi çeken yerlerden biri olma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca Karadere ve Kumluova sınırlarında kalan plajlar da özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı ziyaretçilerin tercih ettiği alanlardandır.
Seydikemer’in ilçe olarak tarihsel geçmişi çok eskilere gitmemesine karşın sahip olduğu kültürel değerler bakımından dünyanın en eski ve önemli düzlüklerinden biri olan Xanthos Vadisi ve yakın çevresini kapsaması ayrıcalıklı bir durumdur. Xanthos Vadisi’nin ünü Homeros’un İlyada Destanı’na konu olmuşluğuna da dayanır. Ünlü ozan Homeros bu destanda Troya savaşlarına katılan ve kahramanca mücadele eden Likya ordusunun anavatanını Xanthos Vadisi olarak tanımlamıştır. Anadolu yerleşim tarihinde önemli bir konuma sahip Likya Bölgesi kentlerinden Tlos, Pınara, Letoon, Sidyma, Araxa ve Oionanda antik yerleşimleri geçmişte olduğu gibi bugün de Xanthos Vadisi’ni sımsıkı çevrelemektedir. Bunlardan başka Patara, Xanthos, Telmessos ve Kadyanda gibi Likya Bölgesi’nin diğer önemli yerleşimleri Seydikemer İlçesi’nin tarihi komşularındandır.
Yakaköy Mahallesi sınırlarında kalan Tlos Antik Kenti, doğusunda bulunan Akdağlar’ın batı yamacından başlayarak Xanthos Vadisi düzlüğüne kadar uzanan bir alana yayılmış vaziyettedir. Kent merkezi ve yakın çevresi dışında Arsa, Erikli, Cemalanı, Zindan, Köristan, Dikmen ve Darıözü gibi dağlık bölgedeki teritoryum yerleşimleri Tlos’un hem askeri hem de ekonomik kaynaklarındandır. Bu haliyle Tlos dağınık bir kent görüntüsü sergilese de Xanthos Vadisine hakim konumuyla bölge genelinde varlığını kanıtlamış ve Likya Birliği içerisinde 3 oy hakkına sahip altı büyük yerleşimden biri olarak kabul edilmiştir. Kentin ismi yerel dil Likçe’de “Tlawa” olarak vurgulanmıştır. Hitit metinlerinde ise kentin adı “Dalawa” olarak geçmektedir. Homeros İlyada ve Odysseia destanlarında Troya önlerinde doğu ile batının karşı karşıya geldiği büyük bir savaştan bahsetmektedir. Söz konusu savaşın Sarpedon, Glaukos, Pandaros gibi en önemli kahramanları Likya Bölgesi’nden çıkmıştır. Homeros her üç kahramanın memleketi olarak Batı Likya Bölgesi’ndeki Xanthos Vadisi’ne işaret etmiştir. Diğer yandan Troya savaşlarına katılmış başka bir Likyalı kahraman daha bilinmektedir. Homeros sonrasında Troya savaşlarını yeniden yorumlayan İzmirli Quintus, Tloslu bir kahraman olan Skylakeus’un da Troya’da Akhalar’la savaştığını aktarmıştır. Ayrıca Quintus Troya savaşları sonrasında Likya’ya sağ olarak dönen tek kahramanın Skylakeus olduğunu da belirtmiştir.
Homeros’a göre Sarpedon Likya kralıdır ve Troya savaşlarında Likya ordusunun başkomutanı görevini üstlenmiştir. Kesin olmamakla birlikte Sarpedon’un Xanthoslu olduğu kabul edilir. Xanthos Antik Kenti, Antalya sınırlarında kalmakta olup Kaş İlçesi’ne bağlı Kınık Mahallesi’nde, Eşen Nehri kıyısındaki yüksekçe bir tepe üzerinde konuşlanmıştır. Kentin ismi yerel Likçe dilinde “Arnna” olarak geçmektedir. Xanthos Antik Kenti de Likya Birliği’ne üye 3 oy hakkına sahip büyük şehirlerdendir. 2008 yılından itibaren Xanthos Antik Kenti nehrin hemen karşı kıyısında bulunan Letoon ile birlikte UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.
Kumluova sınırlarında kalan Letoon agora-tiyatro gibi anıtsal yapıları bünyesinde barındırmasına rağmen bir antik kent görünümünden uzaktır. Letoon daha çok merkezde yan yana sıralanmış üç tapınak yapısı ile ünlenmiş olup tüm Likya Bölgesi’nin kutsal alanı olarak öne çıkmıştır. Tapınaklardan doğu yöndeki yapı Dor düzeninde inşa edilmiş ve Tanrı Apollon’a adanmıştır. Ortada bulunan ve diğerlerinden daha küçük tutulan tapınak İon düzeninde olup tanrıça Artemis’in kutsal mekânıdır. Tapınak alanının batısındaki yapı ise yine İon düzeninde inşa edilmiş ve Tanrıça Leto’ya adanmıştır. Şair Ovid’in bahsettiği bir efsaneye göre Tanrıça Leto ikiz çocukları Artemis ve Apollon’u Delos’ta doğurduktan sonra onları alıp Eşen Nehri’nin denizle kavuştuğu yere gelir. Burada çocuklarını yıkamak isteyen Tanrıça, nehir boyunca bir kaynağa varıncaya kadar yürür. Daha sonra su kaynağının bulunduğu bu yerde Leto, Artemis ve Apollon’a birer tapınak adanmış ve burası Letoon ismiyle anılmıştır.
Antik kaynaklara göre Xanthos Antik Kenti’nin nüfusu çok artınca kentin yaşlıları tarafından hemen karşıdaki dağın yükseklerin de yeni bir kent kurulmuş ve adına “Yuvarlak” anlamına gelen Pınara denmiştir. Pınara Antik Kenti günümüz Minare Mahallesi’nde yer almaktadır. Bu yerleşimin ismi yerel dil Likçe’de “Pinale” olarak geçmektedir ve coğrafyacı Strabon tarafından Pınara da Likya Birliği’nin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri olarak gösterilmiştir. Diğer yandan Troya savaşlarında Tanrı Apollon’un da desteğiyle üstün kahramanlıklar gösteren hatta Akhalı kahraman Diomedes’e meydan okuyan Pandaros’un Pınaralı olduğuna inanılmaktadır.
Xanthos Vadisi’ni güney yönden sınırlayan diğer tarihi alanlar arasında Pydnai ve Sidyma yerleşimleri örnek gösterilebilir. Eşen Nehri ile denizin birleştiği İnce Burun Mevkii’nde konuşlanmış, bir yandan denizi diğer yandan da nehrin girişini kontrol eder konumda olan Pydnai daha çok karakol işlevli bir askeri kale yerleşiminden ibarettir. Sandık Dağı eteklerinde, daha batıdaki Kalabantia yerleşimine doğru uzanan kıyı güzergâhında, özellikle Yassıca Burnu Mevkii’nde de benzer kale yerleşimleri bulunmaktadır. Ancak söz konusu askeri kontrol noktaları dağın daha yükseklerinde, Dodurga Mahallesi’nde konuşlanmış Sidyma yerleşiminin teritoryumunda kalmaktadır (biraz açılacak). Günümüz Dodurga Mahallesi ile iç içe geçmiş olan Sidyma tarihi yerleşimi hem konumu hem de bugüne kadar ulaşabilen arkeolojik kalıntıları ile tam bir antik kent görüntüsü sergilemektedir.
Kuşbakışı yaklaşık 55 km kuzey-güney yönünde uzanan Xanthos Vadisi kuzey yönde Boncuk Dağları eteklerindeki Araxa Antik Kenti ile sınırlanır. Ören Mahallesi sınırlarında kalan Araxa Antik Kenti’nden çok fazla kalıntı günümüze ulaşmamıştır. Akropol yükseltisinin güney yamaçlarındaki görkemli kaya mezarları ile birkaç anıtsal bina kalıntısı bilinen yapı gruplarındandır. Tlos, Pınara, Xanthos gibi komşu kentler ile kıyaslandığında daha küçük bir görüntü sergileyen Araxa’nın günümüze ulaşan yazılı belgelerden Likya Birliği içerisinde önemli bir konumda olduğu da bilinmektedir.
Xanthos Vadisi’nin kuzeydoğusundaki dağlık bölge Oinoanda Antik Kenti tarafından kontrol edilmiştir. Seki Ovası’nı güney yönden sınırlayan alanda, İnce Aliler Mahallesi’nin sırtını yasladığı tepe üzerinde konuşlanmış kent “filozoflar şehri” olarak da anılmaktadır. Örneğin Antik Çağ’ların tanınmış filozoflarından “Diogenes” Oinoanda vatandaşıdır. Kent stoasının duvarlarına kazınmış ve Diogenes felsefesini anlatan oldukça uzun bir yazıt günümüze kadar ulaşabilmiştir. Oinoanda Antik Kenti’nden bilinen kalıntılar Hellenistik Dönem’den önceye tarihlenmez. Halbuki Oinoanda Antik Kenti’nin varlığı çok daha erken dönemlere kadar geri gitmektedir. Oinoanda kentinin bulunduğu yer Hitit metinlerinde Likya Ülkesi’ndeki “Wiyanawanda” şehri olarak tanımlanmıştır. Oinoanda Antik Kenti’nin hemen kuzeyindeki Seki Çayı kenarında yükselen Eceler Höyük kalıntıları Hitit Çağı’ndan daha erkene tarihlenmektedir. Höyük yüzeyinde tespit edilen seramikler buradaki yaşam izlerinin Geç Kalkolitik Dönem’den başlayarak Roma Dönemi’ne kadar geniş bir zaman dilimi içerisinde sürdüğünü göstermektedir. Böylece Oinoanda Antik Kenti erken dönemlerine ait yerleşiminin burada olduğu da düşünülebilir. Daha kuzeydeki Çaltılar Mahallesi’nde yer alan höyükte de benzer özellikler gösteren buluntulara rastlanılmıştır. Ayrıca Çaltılar’ın sırtını yasladığı dağın yüksek yamaçlarında erken dönemlerde bir mağara yerleşim alanı da oluşturulmuştur.
Xanthos Vadisi’ni doğu yönden sınırlayan Akdağlar’ın zirvesinde de tarihi yerleşim alanları bulunmaktadır. Bunların bir kısmı Cemalanı, Darıözü ve Taşkuzluk gibi Tlos Antik Kenti sınırlarındadır. Deniz seviyesinden yaklaşık 1775 m yükseklikte dört bir tarafı dağlarla çevrili bir krater gölünden oluşan Girdev Yaylası ise Oionanda Antik Kenti teritoryumunda kalmaktadır. Girdev kraterinin kuzey-güney istikametindeki uzunluğu 3 km ve doğu-batı yönlerindeki genişliği ise 2 km civarındadır. Zamanla krater gölünün batı kısmı kurumuş ve bu bölüm Oinoanda Antik Kenti’ne bağlı tarihi “Kerdebota” yerleşimine dönüştürülmüştür. Bugün modern yayla yerleşim alanı olarak kullanılan bu bölge 2.5 km uzunluğunda ve 1 km genişliğinde olup kuzey-güney istikametindeki toprak yol ile ortasından ikiye ayrılmıştır. Yerleşimin kuzeyinden başlamak üzere güney yöndeki sulak bölgenin bitiş noktasına kadar olan alanda, üç faklı noktada yoğun olmak üzere tarihi kalıntılar bulunmaktadır.
Tarıma elverişli, bereketli topraklardan oluşan Xanthos Vadisi coğrafyacı Strabon’un “Sirbis” olarak adlandırdığı Eşen Nehri tarafından beslenmektedir. Ünü Antik Çağ’lara kadar geri giden Eşen Nehri, Seydikemer ilçe merkezinden geçip Xanthos Vadisini sınırlayan dağlardan gelen pek çok derenin katılımıyla geniş bir yatakta ilerleyerek Kumluova’da denizle kavuşur. Güneybatı Anadolu’nun en önemli nehirlerinden biri olma özelliğini taşıyan Eşen Nehri’nin başlangıcı ise Likyalıların anavatanı Dirmil dağına kadar uzanır. Likyalıların kendilerini “Trmmili”, ülkelerini ise “Trmmise” olarak tanımladıkları Likçe yazıtlardan bilinmektedir. Tarihçi Herodot’un Likyalılar için kullandığı “Termilai” yerleşimi de “Trmmili” ile özdeştir. Trmmili ya da Termilai ifadelerinin günümüz Dirmil yerleşimi ile aynı olduğu kabul edilmektedir. Roma İmparatoru Claudius Dönemi’nde Patara’da dikilen Yol Klavuz Anıtı üzerinde dönemin başkentinde başlayan yol güzergahının en kuzeydeki Trimili/ Dirmil yerleşimine kadar uzatılması da bundan kaynaklanmaktadır.
Seydikemer İlçesi’nin farklı noktalarında tespit edilen arkeolojik kalıntılar Xanthos Vadisi’ndeki yerleşim tarihinin Yontma Taş Devri’ne kadar geri gittiğini göstermektedir. Ayrıca avcı-toplayıcı bir topluluk yapısından tarım devrimini gerçekleştirerek yerleşik hayata geçmiş ilk Cilalı Taş Devri insanlarının yine Xanthos Vadisi’nde de yaşadığı belgelenmiştir. Bu bağlamada Tlos Antik Kenti ve teritoryumundaki Girmeler ile Tavabaşı Mağaraları’nda gözlemlenen arkeolojik kalıntılar daha sonraki kültürlerin kalıcı temellerinin burada atıldığına işaret etmektedir. Özellikle ticaretin yaygınlaşmaya başladığı Bakır Çağ’da da Xanthos Vadisi’ndeki mevcut yerleşimlerin konumlarını devam ettirdiği, Ege ve Akdeniz Havzası’ndaki çağdaş yerleşimlerle daha yoğun bir ticari ilişkinin kurulduğu görülür. Seydikemer İlçesi’nin dağlık kısmında kalan Çaltılar ve Seki Ovası’ndaki höyükler özellikle Bakır Çağ ve sonrası dönemlere ait yerleşim katmanları sunmaktadır. Tunç Çağı ile birlikte Anadolu topraklarının tamamı Hitit İmparatorluğu egemenliği altındadır. Aynı zamanda Ege’nin karşı kıyısında başlangıçta Minos daha sonra ise Miken uygarlıkları hüküm sürmüştür. Ege’nin heriki yakası arasında teritoryal sınırlar bakımından zaman zaman sorunlar ortaya çıksa da mevcut ticari ilişkilerde kesinti olmamıştır.
Geç Tunç Çağı sonunda yaşanan Troya savaşları ardından daha önce tüm Anadolu’yu kontrolü altında tutan Hitit İmparatorluğu tarih sahnesinden silinmiş ve Demir Çağ (M.Ö. 1. bin) başlangıcıyla ortaya çıkan farklı devlet yapılanmaları ile Anadolu yeniden şekillenmiştir. Anadolu’nun güneybatısındaki Teke Yarımadası olarak adlandırılan bölge bu süreçte de mevcudiyetini korumuş ve en erken yazılı kaynaklardan da bilindiği üzere, Likya Bölgesi olarak anılmaya devam etmiştir. Söz konusu yeni yapılanma içerisinde Xanthos Vadisi’nin hatırı sayılır kentlerinden Patara, Xanthos, Pınara ve Tlos gibi yerleşimler metropolis unvanıyla söz sahibi olmuştur. M.Ö. 168 yılında Roma Senatosu tarafından Likya’nın bağımsızlığının tanınmasıyla Likya Birliği resmiyet kazanmıştır. Likya Birliği’nin üç oy hakkına sahip altı kurucu üyelerinden olan Tlos, Pınara, Xanthos ve Patara Antik Kentleri Xanthos Vadisi’ndedir. Patara Antik Kenti oluşturulan bu birliğin başkenti seçilmiştir ve burada dikilen Yol Klavuz Anıtı’ndaki Likya yol ağı batıda Kaunos’a (Dalyan) doğuda ise Attaleia’ya (Antalya) kadar uzatılmıştır. Tlos Antik Kenti Likya yol ağının merkezinde gösterilmiş yedi farklı yönden gelen yollar; güneyde Xanthos, güneybatıda Pinara, batıda Telmessos, kuzeybatıda Kadyanda, kuzeyde Araxa, kuzeydoğuda Oinoanda ve doğuda Choma gelen ticari yollar Tlos’da kesişmiştir. Bu bakımdan Tlos Antik Kenti’nin Likya Birliği içerisinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.
Xanthos Vadisi ve teritoryumunu kapsayan Seydikemer İlçesi’nin tarihi ve kültürel değerlerinin araştırılması amacıyla başlatılan çalışmalar uzun zamandan beri sürdürülmektedir. İlk kez 18. yüzyılın sonlarında batılı seyyahlar tarafından başlanılan araştırmalara, bugün farklı noktalarda kazı ve yüzey araştırmaları olmak üzere devam edilmektedir. Likya Birliği’nin kurucu üyelerinden olan Tlos, Xanthos ve Patara antik kentlerinde Antalya Akdeniz Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından kazı çalışmaları ile yüzey araştırmaları yürütülmektedir. Letoon kutsal alanındaki araştırmalar Ankara Başkent Üniversitesi öğretim üyelerince gerçekleştirilmektedir. Bunlardan başka Oinoanda, Seki Ovası ve Çaltılar gibi dağlık bölgelerde yerli ve yabancı öğretim üyeleri tarafından yüzey araştırmaları da yapılmaktadır. Diğer yandan kazı ve yüzey araştırmaları esnasında ulaşılan bulguların bilim dünyası ile paylaşılması amacıyla yayınlar da hazırlanmaktadır. Bu bağlamda en son 2015 yılında Tlos Antik Kenti ve çevresinde birbirinden farklı alanlarda çalışan bilimciler tarafından yürütülen araştırma sonuçlarının yer aldığı “Arkeoloji, Epigrafi, Jeoloji, Doğal ve Kültürel Peyzaj Yapısıyla Tlos Antik Kenti ve Teritoryumu” başlıklı bilimsel kitap ile “Tlos, Akdağlar’ın Yamacında Bir Likya Kenti” başlıklı rehber kitap yayınlanmıştır.

Prof. Dr. Taner Korkut
Tlos Kazısı Başkanı
Akdeniz Üniversitesi
Antalya

 

e yemeliyim


 

Bereketli toprakların üzerine kurulmuş Seydikemer'in, zengin ve sağlıklı sofrası baştacıdır Egelilerin. Seydikemer Mutfağı, damaklarda unutulmaz izler bırakır.

Tanrının armağanı, şifa kaynağı zeytinyağının ön planda olduğu çeşit çeşit sebze ve mezeler yöresel Muğla mutfağında geniş yer tutar. Akdeniz tarzı beslenmenin en zengin içeriğini sunar Muğla mutfağı. Bölge nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan Yörükler arasındaysa beslenmenin temel öğeleri et ve süttür. Sebze kurutma, pekmez, reçel, tarhana, keşkek yapımına dayalı beslenme geleneği ve seracılığın yörede yaygınlaşması;  meyve ve sebzeye hem üretim, hem de tüketim açısından büyük ivme kazandırır.

Radika, ebegümeci, devetabanı, bakla ve patlıcan bölgenin en sevilen sebze ve otları arasında başı çeker. Baklagiller ve sebze çeşitleri Muğla mutfağının en sık rastlanan yemeklerini oluşturur. Kazayağı, turp otu, tekesakalı, kuşyüreği, sığırdili, tereotu, dalgan, devetabanı, ebegümeci, ıspanak, kişkincik, kuzukulağı, kapçık, ballık gibi yabani otlar, daha çok zeytinyağında kavurularak e sarımsak ile sotelenerek yenir. Bazen de yağ, soğan ve salçayla hazırlanan sosla; ya da bulgur veya pirinçle pişirilir. Kimi zaman da üzerine ekşilik katılır. Muğla ve Seydikemer yöresinde, sebze yemeklerinin başında bamya, börülce "karnıkara", baklagillerde ise nohut ve fasulye gelir. Sebzeler genellikle zeytinyağı ile pişirilirken baklagiller genel olarak etle birlikte pişirilir.

Şimdi söyle... Her damakta unutulmaz tatlar bırakan Muğla Mutfağının Seydikemer'e özgü bazı tariflerini denemeye var mısın?

 

Tingil Çorbası

Soğan ve biber ince ince doğranır ve sıvıyağda kavrulur.

İnce doğranan soğan sıvıyağ ile kavrulur. Toz biber ve su ilave edilerek kaynatılır.

Yumurta Bohçası

Yumurtalar haşlanır, dilimlenir, tabağa konur.

Arapaşı

Temizlenmiş tavuk haşlanır ve bir kaba çıkartılır. Etler kemiklerinden ayıklanır. Yağda mısır unu kavrulur.

Et Kapama

Bir tencereye kemikli ve kuşbaşından daha büyük doğranan etler, iri doğranmış soğan, tuz, sıvıyağ, az kırmızı toz biber, yeterince su konularak odun ocağına konur, kapağı kapatılır.

Bulgurlu Etli Patlıcan

Sıvı yağ ile kavrulan ete soğan, domates doğranarak ilave edilir.

Sıvı yağ ile kavrulan ete soğan, domates doğranarak ilave edilir. Biraz kavrulduktan sonra doğranmış patlıcan eklenir. Biraz daha pişirildikten sonra bulgur, nane, karabiber, kırmızı biber ve su konarak pişirmeye devam edilir. 

Bulgurlu Domates

Soğan ve yeşil biber doğranır. Tencereye sıvı yağ konur ve üzerine küçük doğranan domates, soğan yeşil biber konularak kavrulur ve üzerine bulgur ilave edilir.

Soğan ve yeşil biber doğranır. Tencereye sıvı yağ  konur ve üzerine küçük doğranan domates, soğan yeşil biber konularak kavrulur ve üzerine bulgur ilave edilir. Su ve tuz da eklenerek kaynatılır. Sarımsak ezilerek içine konur. Karabiber ve toz ekilerek servis yapılır. 

Sündürme

Turp otunun haşlanması ve sarımsak ve nar ekşisi ilavesi ile yapılan bir yemektir. İçine su ilave edilir su ile karıştırılır. Soğan incecik doğranır. Sıvı yağ ile kavrulur. Biraz daha su ilave edilerek yapılan karışım bir miktar daha kaynatılır. Otlar diriliğini fazla kaybetmeden ocaktan alınarak servis yapılır.

Turp otunun haşlanması ve sarımsak ve nar ekşisi ilavesi ile yapılan bir yemektir. İçine su ilave edilir su ile karıştırılır. Soğan incecik doğranır. Sıvı yağ ile kavrulur. Biraz daha su ilave edilerek yapılan karışım bir miktar daha kaynatılır. Otlar diriliğini fazla kaybetmeden ocaktan alınarak servis yapılır.

Fethiye ve yöresinde birçok yabani ot yemek yapılmak üzere kullanılır. Bu otlardan bazıları Kıyışak, labada, körmen , cavırotu, ebegümeci, turpotu, çımkışak, nünü, inek memesi, ecibici, devetabanı, eşek turpu, gayazak, kokulu ottur.

Bu otlar sıvıyağda soğan ile kavrulur, doğranmış otlar tencerenin içine konarak kavrulur. Tuz, salça ve toz biber ilave edilerek servise sunulur.

Leğen Böreği

Yıkanmış temizlenmiş bulgur, kavrulmuş et, ince doğranmış soğan, maydanoz, karabiber, nane, kimyon, kırmızı biber, tuz , sıvı yağ birlikte kavrulur.

Döndürme

   
   


Üç çorba kaşığı nişastaya 3 yumurta kırılır ve kıvama gelinceye kadar çırpılır. Tavada kızdırılmış sıvı yağa dökülür ve kabarana kadar pişirilir.

* Kış Turizmi ( Seki Erendağı Kayak Merkezi )
* Yayla Turizmi ( Seki - Girdev Yaylası )
* Mağara Turizmi ( Girmeler Kaplıcası )
* Av Turizmi ( Seki Yaylası )
* Akarsu - Rafting Turizmi ( Saklıkent - Eşen Çayı )
* Kuş Gözlemciliği ( Girdev Yaylası )
* İnanç Turizmi ( Çaltılar Höyüğü, Tloss, Araxa, Oenoanda, Cadianda, Pınara, Sdyma ve Letoon Antik Kenti )
* Sağlık ve Termal Turizmi
* Gençlik Turizmi ( Saklıkent - Safari Turları )
* Botanik Turizmi 

 

Arama sayfalarımızdan aktiviteler bölümünde aktivite yapan firma ve tesislerin tanıtımları eklenecektir.